Mesaj Panosu
-
-
22 April 2014 Tuesday 18:36:19
Böbrek yetmezliğine karşı doğru gıdaları alarak nasıl korunmamız gerektiğini yada böbrek yetmezliğinde nasıl beslenilmesi gerektiğini anlayabilmek için öncelikle böbrek yetmezliğinin ne olduğu ve nasıl geliştiğini bilmek zorundayız.
Böbrek yetmezliği kronik ve akut böbrek yetmezliği olmak üzere iki şekilde gelişir. Akut böbrek yetmezliği daha yeni oluşmuş, üzerinden uzun zaman geçmemiş olan ve doğru beslenme ile tıbbi müdahaleler yapıldığında tekrar böbreğin eski işlevine kavuşabildiği yetmezlik durumunu ifade eder. Buna karşılık kronik böbrek yetmezliğinde böbrek dokudaki yıkımlanma, hastalığın üzerinden çok daha uzun zaman geçmesine bağlı olarak ilerlemiştir. Çok ileri bir yıkımlanmada böbrek işlevini yerine getiremeyeceğinden, onun işlevini üstlenmek üzere dializ aletine ihtiyaç duyulabilir. Ancak her kronik böbrek yetmezliği dializ aletini gerektirmez. Bazen böbrek dokudaki yıkımlanmanın derecesine bağlı olarak tıbbi müdahaleler ve gıda desteği olumlu sonuç verebilir.
Akut yada kronik böbrek yetmezliklerinde nedenler birbirine benzer, çoğu durumda da aynıdır. Böbrek dokusu, içinde bir yün yumağı gibi dolanmış ve çok ince olan çok sayıda süzme işlevi ile yükümlü kanalcıklar ihtiva eder. Bu kanalcıklardan kan geçerken içindeki toksik zararlı maddeler, sodyum, kalsiyum, fosfor gibi minerallerin ve bikarbonatın fazlası, zararlı mikroplar ve bunların atıkları tutulur. Kalan temiz kan ise tekrar bu kanallardan kan damarlarına ve oradan da kana karışır. Tutulan zararlı maddeler ve atıklar gene böbrek dokuya kandan gelen suyun bir kısmı ile karıştırılarak idrar oluşturulur. Bu idrarın büyük bir kısmı idrar kanalları ile dışarı atılmak üzere yol alırken az bir kısmı da daha sonradan atılmak üzere idrar kesesinde toplanır. Bu açıklamadan ve bilgilerden anlayacağınız üzere ne kadar fazla sodyum, bikarbonat, potasyum ve klor alırsanız, gıdalarla yada vitamin-mineral tabletleri ile, o kadar fazla böbreklerin süzme işlemi yapmasına ve böbrek dokunun o kadar fazla yorulmasına neden olmuş olursunuz. Bu durumda, yani fazla mineralin süzülme sonrası idrar kanallarında birikmesi neticesinde ne olur? sorusuna gelince, kolaylıkla tahmin edeceğiniz üzere daha sonradan alınan gıdalar ve de meydana gelen rahatsızlıklar sonrasında başka mineral ve zararlı toksik maddeler de bu kanallardaki birikmiş maddelerin üzerine eklenerek kanalların iyice daralmasına veya tıkanmasına neden olacaktır. Kısaca fazla mineral alımı ve oluşan hastalıklar, zararlı iltihap yapıcı maddelerin ve fazla minerallerin böbrek süzme kanallarında birikerek bu kanalları tıkama veya daraltmasıyla böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.
Böbrek dokusu içindeki bu kanalların yüzeylerinde biriken ve onları tıkayan, sadece mineral fazlası ve toksik iltihap yapıcı maddeler değildir. Aynı zamanda fazla ve sürekli alınan proteinler de sindirim ve parçalanmalarını takiben toksik azot içeren zararlı maddeler açığa çıkartırlar ki bu maddeler de bu kanalcıkların yüzeyinde birikerek böbrek yetmezliğine neden olur. O halde proteinin fazla miktarlarda ve uzun süreli alımı diğer pek çok hastalıkta olduğu üzere böbrek yetmezliğinin de önemli bir sebebi olmaktadır.
Yukarıdaki bilgilerin ışığı altında böbrek yetmezliğine neden olan gıda kökenli maddelerin iki ana grupta toplandığını görüyoruz.
1. Fazla miktardaki sodyum, klor, potasyum, kalsiyum ve fosfor.
2. Fazla ve uzun süreli protein alımı ve bunların parçalanması sonrasında açığa çıkan azot içeren toksik maddeler.
Özellikle potasyumun fazlası kalp doku içindeki kanın daha çok pıhtılaşmasına neden olarak dolaşım bozukluğuna neden olabilmekte, bu durumda böbreklere daha zor ve daha az kan gelmekte ve böbrek doku bu şekilde tahrip olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında aynen potasyum fazlalığı gibi dolaşım bozukluğuna neden olan kalp ve damar hastalıkları neticede böbrek dokuya yeterli kanı yani oksijen ve besin akımını engelleyerek az yada çok böbrek hasarı meydana getirebilmektedir.
Sodyum ve klor'un yani tuzun bulunduğu gıdaların tüm hayat boyunca günde 2 gram'dan fazla olmamasına dikkat edin. Bu husus, yukarıda da değindiğim üzere böbrek sağlığınız için son derece önemlidir. Dolayısı ile tuzun fazla olduğu
Fast food ürünleri,
Ketchup
Pastırma
Salam
Sosis
Sucuk
Turşu
Soya sosu
Cips
ve
Kraker gıda maddelerinin tüketiminden ya kaçının ya da bunların tüketimini azaltın.
Yüksek potasyum miktarı ile dolaşım bozukluğuna neden olan ve böbrekleri tehdit eden;
Domates
Hazır domates sosları(Ketchup)
Domates sosları
Kayısı
Şeftali
Kahve
Kakao
Çay tüketiminden ya kaçının yada bunların tüketimini azaltın.
Fazla ve uzun süreli protein ağırlıklı beslenme doğrudan böbrek yetmezliği riskini artırdığından;
Et
Tavuk
Balık
Yumurta
Fındık
Fıstık
Süt ve süt ürünleri
gibi proteinli maddeleri özellikle böbrek yetmezliğiniz ciddi boyutlarda ise kesin. Her zaman belirttiğimiz üzere otuzlu yaşlardan sonra vücudunuz gelişimini tamamladığından dolayı yağsız(light) süt ve süt ürünleri kemik erimesine karşı olmak üzere tüketilmeye devam ederken diğer et, kanatlı eti, sakatat gibi proteinli gıdaları mümkün olduğunca mutfağınızda azaltma yoluna gidin. Ortaya çıkabilecek protein açığını baklagiller, hububatlar, yeşil yapraklı sebzelerden karşılayabilirsiniz. Böbrek sorunu yoksa balık ve light sütü ihmal etmemeniz son derece önemlidir. Unutmayın.!
Böbrek dokunun süzme işlevi ile görevli çok sayıda ince kanalcıklarla dolu olduğunu ve bunların daralması veya tıkanmasının böbrek yetmezliğini oluşturduğunu hatırlatmak istiyorum. O halde bu kanalların yüzeylerinin temizlenmesi özellikle bu yüzeylerde biriken ve tıkanmaya sebeb olan kalıntıları da uzaklaştıracağından son derece önemlidir. Hatta böbrek yetmezliğinden korunmada en etkili olanlardan biridir. Bu kanalların yüzeyindeki tıkanma veya daralmaya neden olan atıkları yıkayarak dışarı atacak ve kanalları adeta temizleyebilecek madde nedir? sorusuna gelince bu madde sudur. Çoğumuzun hep ertelediğimiz, sadece susayınca içtiğimiz dünyanın en yararlı maddelerinden birisi olan su. Çoğu kez bu maddeyi susadığımızda kullanıyoruz. Oysa susama hissi en son safhada, yani kandaki su miktarı iyice azaldığında, yani dehidrasyon durumunda ortaya çıkıyor. Bu zamana kadar böbrek kanalcıklarının yüzeyi zaten zararlı maddeler ve minerallerle çoktan kaplı hale gelmiş oluyor. İşte bu nedenle susanıldığında değil, eşit aralıklarla ve bir gün içinde mutlaka 2 litre suyun tüketimi, öncelikle böbrek yetmezliğine karşı korunmak açısından önemli olmaktadır.
Ciddi böbrek yetmezliğinde proteinlerin vücut içinde yıkımlanmasını engellemek için karbonhidrat alımına önem verilmesi gerekir. Zira enerji için önce karbonhidratlar, sonra yağlar ve en son olarak ta proteinler kullanılmaktadır. Karbonhidratlara öncelik verilmesi, karbonhidratların çok kısa zamanda enerjiye dönüşme kabiliyetinden dolayı son derece önemlidir. Karbonhidratlar 20 dakikadan 4 saate kadar varan sürelerde çok kolay şekilde sindirime uğrayarak mide ve bağırsaklardan emilir. Takibinde kana karışarak kan yolu ile hücrelere gider ve enerji açığa çıkarmak üzere oksijenle bu hücrelerde yakılır. Metabolizmalarının bu derece kolay olması ve kısa zamanda enerji açığa çıkarmaları dolayısı ile vücutta enerji biriktirerek sonradan yağa dönüşmeleri ve vücutta yağ şeklinde depo edilmeleri riski yağlarla karşılaştırıldığında son derece azdır. Yağlar mide ve bağırsak kısmına ulaştığında suda dolayısı ile kanda çözülme yetenekleri olmadığından, kana geçebilmek için mide ve bağırsak yüzeyindeki lipoprotein yapıdaki taşıyıcılara tutunurlar. Onlarla kana geçtikten sonra bir müddet kan yolu ile vücudu dolaşır ve bu lipoprotein yapısındaki taşıyıcılardan albumin adı verilen başka bir taşıyıcıya aktarılırlar. Bu taşıyıcılarla hücreye gelen yağlar, bu seferde albumin'den karnitin ve amin adlı diğer özel taşıyıcılara tutundukları halde hücre içine geçiş yapar ve hücrede yakılarak enerji açığa çıkartırlar. Kısaca bu açıklamadan da anlayacağınız üzere yağların sindirimi ve enerji açığa çıkarmaları son derece karışık, pek çok ara maddeye ihtiyaç gösteren, dolayısı ile de uzun zaman alan bir işlemdir. Karbonhidratlardan 4 saate kadar ki sürede enerji almanız mümkünken, yağlardan enerji alabilmeniz en erken 4 saatten başlar ve bir güne bazen 2 güne kadar uzayabilir. Bu arada siz, acıktığınız için tekrar yemek eğilimine girersiniz, bu yediklerinizde yağlı ise onunda enerji açığa çıkarması bir o kadar uzun sürecektir. Enerjinin yağlarla ortaya çıkartılması ve dışarı atılması çok uzun sürdüğünden ve siz bu esnada başka yağlı maddeler tüketmeye devam ettiğinizden vücudunuzda mutlaka enerji birikimi yani kalori birikimi olur. Fazla kalori doğrudan yağ şeklinde depo edileceğinden dolayı bu tür bir yağlı beslenme ile hem vücudunuz hem de siz fark etmeden iç organlarınız özellikle de karaciğer ve böbreğiniz yağlanacaktır. Konumuzun böbrek yetmezliği ve gıda olduğu dikkate alındığında yağlı beslenmenin öncelikle bu açıklamaların ışığında yağlanmaya neden olarak böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceği sonucuna varıyoruz. Buna karşılık, karbonhidratlar bir sonraki gıda tüketimine kadar zaten enerjiye dönüşerek vücuttan atılabildiğinden, kalori birikmesi yani yağlanmaya neden olmuyor. Dolayısı ile böbrek yetmezliğinde karbonhidratlı yiyecekleri öneriyoruz. Ancak gerek şişmanlığa karşı ve gerekse de böbrek yetmezliğinde karbonhidratları önermenin önemli bir ayrıntısı var ki onun mutlaka altını çizmek zorundayım. Her ne kadar karbonhidratların kısa sürede ve kolaylıkla enerjiye dönüşerek vücuttan atılması gibi bir avantajı varsa da bu durum onların normal miktarlarda alımlarında söz konusudur. Karbonhidrat kolay yakılır ve enerjiye dönüşür mantığı ile abartılı, çok büyük miktarlarda karbonhidrat tükettiğiniz takdirde vücutta kalori birikmesi olabilecek ve bu fazla kalori yağa dönüşerek yağlanma yapabilecektir. Benim burada belirtmek istediğim asıl önemli nokta, yağ ve karbonhidratların eşit miktarlarının yağlanma yönünden karşılaştırması şeklindedir. Yoksa karbonhidratı da çok fazla, abartılı tüketmekle rahatlıkla yağlanabilir yani şişmanlayabilirsiniz.
Böbrek yetmezliğinde karbonhidratlarla ancak fazla değil normal miktarlardaki karbonhidrat beslenmesi ile belli bir rahatlama elde edebilirsiniz. Bu arada karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye geçerken protein miktarı yüksek gıdaları da kesmek şartını aklınızdan çıkartmayın. Böbreğinizden çekiniyor, herhangi bir böbrek probleminiz olduğunu düşünüyorsanız, yada tıbbi tetkiklerle teşhis edilmiş bir böbrek yetmezliği yada hastalığı varsa mutfağınızı karbonhidrat ağırlıklı ve mümkün olduğunca protein içermeyen gıdalarla donatmanız gerekecektir. Protein neden böbrek yetmezliğinde istenmiyor? sorusunun cevabına gelince. En başta da değindiğim üzere, oksidasyon neticesindeki iltihap yapıcı maddeler, tuz ve şekerin fazlası ve bazı mineraller uzun süre yetersiz su tüketimi ile de birleşince böbreğin süzme işlemini yapan kanalcıklarının yüzeyinde birikerek tıkanmalara neden olabiliyordu. Bu durumun böbrek yetmezliğindeki asıl hazırlayıcı, yapıcı etken olduğunu belirtmiştim. İşte böbreğin süzme işlemi yapan kanalcıklarının yüzeyinde biriken bir diğer önemli madde grubu da protein sindirimi sonucu oluşan azotlu maddelerdir. Proteini ne kadar fazla tüketirseniz, bunların sindiriminden açığa çıkan azotlu maddeler de o derece fazla olacak, bunlar da böbrek kanallarında birikerek böbrek yetmezliğini o derece daha fazla kötüleştirecektir.
Proteinin kesilmesi derken, bunun pratikte yapılması tam olarak mümkün değildir. Zira bir çok gıda maddesi az yada çok protein içermektedir. Burada belirtmek istediğim nokta, protein alımının mümkün olduğunca kısıtlanmasıdır. Normal bir insan 1.0-2.0 g/Kg vücut ağırlığı kadar günlük protein ihtiyacına sahipken, böbrek yetmezliği ve hastalığı olan kişilerde bu oran 0.5-0.7 g/Kg vücut ağırlığı şeklinde daha düşük olmalıdır.
Yukarıda da ifade ettiğim üzere böbrek yetmezliği durumunda günlük su tüketimini mutlaka 1.5-2 litre civarlarında gerçekleştirmek gerekir. Böbrek yetmezliğine karşı korunmak ve bu tür bir durumla karşılaşmamak istiyorsanız tüm yaşam boyunca ve her gün 1.5-2 litre su tüketimini gerçekleştirmek zorundasınız.
Böbrek yağlanmasının böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceğinden bu nedenlede vücutta kalori birikmesinden diğer ifade ile vücuda aşırı kalori yüklenilmesinden kaçınılması gerektiğinden bahsetmiştim. Vücut kitle indeksiniz 27 den fazla ise günlük kalori alımınızın 30-40 Kcal/Kg arasında olmasına ve bu miktarı aşmamasına dikkat edin(Vücut kitle indeksi: vücut ağırlığınızı Kg olarak tartıyorsunuz. Boyunuzu metre olarak ölçüp kendisi ile çarpıyorsunuz. Sonra da vücut ağırlığınızı boyunuzun karesine bölerek vücut kitle indeksi'nizi belirlemiş oluyorsunuz).
Böbrekler sadece kanın temizlenmesi işleminde değil, aslında dolaylı olarak, ancak çokta etkili olarak kemiklerin sağlamlığında rol oynar. Böbrekler, kemiklerin dayanıklılığında asıl etken madde olan kalsiyum'un bağırsaklardan emilimini sağlayan vitamin D3'ün yapımı ile görevlidir. Böbrekler bu vitamini yapamadığı takdirde, kalsiyum yeterince bağırsaklardan emilerek kana karışamayacak, böylelikle böbrek yetmezliğine bağlı kemik erimesi riski artacaktır. Aynı şekilde, kalsiyum sadece kemik yapısı için değil, kalbin çalışması için de gerekli bir mineraldir. Kalsiyum sayesinde kalp kası lifleri birbirleri üzerinde kayar, yani kasılma olayı olur. Aynı şekilde kalsiyum sayesinde birbirlerinden ayrılmaları sonucunda kalp kası gevşer. Kısaca kalp kasının kanı pompalamak üzere her bir kasılıp gevşemesi kalsiyum'a ihtiyaç gösterir. Buradan yola çıkarak, böbrek yetmezliğinin kalp yetmezliği riskini de beraberinde getirdiği sonucuna varıyoruz. Maalesef böbrek yetmezliği bir şekilde uzun süre tedavi edilmemiş bireylerde, hem kemik erimeleri hem de kalp yetmezliklerini beraberinde getiren yapıcı bir neden olarak karşımıza çıkmakta. Kalsiyum'un emilimine dolaylı yönden katkıda bulunan böbrekler, özellikle fosfor mineralinin emilimini de aynı şekilde düzenler. Hatta kemiklerin sağlamlılığı ve kalp kasının ritmik çalışmasında son derece önemli olan kalsiyum/fosfor oranını da ayarlayan organ böbrektir. Böbrekler bu işlevlerini paratiroid hormonla yapar. Paratiroid hormon, kemiklerden kalsiyum'u ayırırken fosfor'un idrarla atımı hızlanmış olur. Böbrek yetmezliğinde de genellikle bu durum söz konusudur. Öncelikle böbrekler tam verimli çalışamadığından D3 vitamini yeterli oranda yapılamaz ve kalsiyum yeterli oranda kana karışıp kemiklere gidemez. Kemiklerdeki bu şekilde ortaya çıkan kalsiyum açığını gidermek amacıyla paratiroid hormon salgılanır ve bu hormon kanda eksilen kalsiyum miktarını kemiklerden çekerek sağlamaya çalışır. Yani kalp ve kanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum, böbrek yetmezliğinde yeterli oranda mide ve bağırsaklardan emilemediğinden, kan ve kalbin kalsiyum miktarını düşürmektedir. Kalp ve kanın kalsiyum düzeyini tekrar yükseltmek amacıyla paratiroid hormon devreye girerek kemiklerden kalsiyum'u çekmekte ve kana göndermektedir. Bu durum hem ciddi anlamda kemik erimesi riskini ortaya çıkarmaktadır hem de kemik erimesini daha da olumsuzlaştıracak fosfor eksikliği riskini. Zira kalsiyum'un kemiklerden kana karışması idrarla fosfor'un dışarıya atılmasını hızlandırır ki bu durum böbrek yetmezliğinde sıkça karşılaşılan fosfor eksikliğinin de nedenidir. Bu yüzden böbrek yetmezliğinde fosfor yönünden zengin gıdaların alımına önem vermek gerekir. Yani kuru baklagil, tahıl ve kuru meyveyi bol miktarda tüketmek sadece karbonhidratla böbrekleri desteklemek açısından yararlı olmayacak, aynı zamanda böbrek yetmezliği ile ortaya çıkan fosfor açığının da kapanmasına yardımcı olacaktır. Böbrek yetmezliğinde fosforla birlikte kalsiyum ve magnezyum'un da düştüğü dikkate alındığında bu minerallerce zengin gene tahıl, kuru baklagil, kuruyemiş, yeşil yapraklı sebze, yeşil biber, limon, portakal, çilek, soya, brokoli tüketimine önem vermek yararlı olacaktır.
Mümkünse günde 2 litrelik su tüketiminin %5 şekerli su şeklinde yapılması böbreğin enerji ihtiyacını gidermesi açısından da son derece yararlı olacaktır.
Böbrek yetmezliğine kılıf hazırlayan başlıca etkenler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır. Mümkün olduğunca bu yapıcı etkenlerden uzak durarak yada bunları kontrol altına alarak böbrek yetmezliğine karşı kendinizi savunun.
· Parasetamol içeren ilaçların sık kullanımı.
· Mantar zehirlenmeleri
· Kalıcı diş eti iltihaplanmaları
· Kalp ve damar hastalıkları
· Kansızlık
· Stres
· İç ve dış kanama
· Yetersiz su tüketimi
· Trauma
· Fazla fosfor, sodyum, klor alımı(fazla şeker ve tuz tüketimi)
· Fazla protein tüketimi
· Yetersiz potasyum alımı
· Çok fazla asit içeren gıdaların tüketimi(kola, soda v.b.)
Böbrek yetmezliği ve hastalıklarına karşı korunmada mutfağınızda bol miktarda bulundurmanız ve tüketmeniz gerekenler;
Brokoli Pırasa
Brüksel lahanası Mercimek
Ispanak Yeşil biber
Karnıbahar Maydanoz
Beyaz lahana Keçi boynuzu
Taze bakla Havuç
Bezelye Enginar
Nohut Kereviz
Marul
Patates
Fasulye
Kuru meyve
Çilek
Böğürtlen
Buğday
Yulaf
Mısır
Pirinç
Soya
Uzak durulması gerekenler:
Et
Süt
Et ürünleri(pastırma, salam, sosis vb.)
Süt ürünleri(peynir, yoğurt vb.)
Tütsülenmiş ürünler
Kürlenmiş ürünler(hazır turşu vb.)
Fermente ürünler
Asitli ürünler(kola, soda gibi)
Kabartma tozu
Tuz, şeker
Kraker
Cips
Mayonez
Hazır domates sosları
Domates ezme
Domates
Balık
Fındık
Fıstık
Çay
Kahve
Kakao
(Çay, kakao, domates, ketchup, domates sosu, domates suyu, fındık, fıstık, balık, kahve, şeftali, mango, kayısı, et, balık, tavuk potasyum yönünden zengin olduğundan alınmayacaktır. Potasyum'un yetersizliği böbrek yetmezliğinde bir etken olmasına karşılık, böbrek yetmezliği başladığında potasyum'ca zengin gıdaların önerilmemesinin nedeni alınan potasyum'un kalsiyum ve fosfor kaybını hızlandırmasındandır. Böbrek yetmezliğinde zaten önemli bir kalsiyum, fosfor ve magnezyum açığı vardır. Potasyum alınarak bu açıklar daha da artar ki bu durum, kemik ve kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkmasında önemli bir risktir. -
22 April 2014 Tuesday 18:00:48
Ha haaa alemsin Ayşegül ben de 1 paket yulaflı bisküvinin üstüne süt şokella döküyordum üstüne muz öyle yerdim şimdi burada kalorileri görünce az bile şişmişim diyorum:))
-
22 April 2014 Tuesday 17:49:17
kremalı yulaflı bisküvi arasına antep fıstıklı çikolataları doldurup yiyordum ne güzel ah ah :))
-
21 April 2014 Monday 16:31:34
yeşim bnm de cnm pek birşey cekmiyor 4-5gibi ama bazen kayısı fındık fln yiyorum.Siyah çay pek içmiyorum sadece sabahları.E yeşil çaylada o tür yiyecekler pek gitmiyor ztn :D ama sen ihtiyac duyuyorsan lifli kepekli diyet bisküvilerinden ye yarım paket (limonlusu,çörek otlusu,portakallısı ) Kalorilerine pek takılma derim cünkü lif ve yulaf içerikli oldukları için ztn bagırsakları calıstırır,sindirimi kuvvenlendirir.
Aynen genpower valla patron gelip int geçmişine baksa bugün 3 kere bankalara giriş yaptıysam 10kere buraya giriş yapmısımdır :))) -
14 April 2014 Monday 09:59:08
aha uzun süre tok kalabilmek için bu besinleri tüketebilirsiniz.
- Yağsız et, tavuk, balık, soya fasulyesi ve yumurta, protein kaynağı olduğundan doygunluk hissi sağlar.
- Katı besinler, sıvı olanlara nazaran daha fazla tok tutar.
- Elma, içerdiği çözünür lif ve pektin sayesinde yemek sonrası tüketildiğinde 1-2 saat tokluk sağlar.
- Çözünmez lif içeren buğday kepeği, yemek sırasında bir bardak suyla birlikte 1-2 yemek kaşığı tüketildiğinde yaklaşık 1 saat tokluk sağlar. Aynı şekilde yulaf ezmesi de kullanılabilir.
- Yemek öncesinde, sonrasında veya aralarında içilen yeşil çay, içerdiği fitokimyasal ( EGCG ) sayesinde doyma hissini sağlayan hormonun (kolesistokinin) faaliyetini artırır.
- Sirkedeki asetik asit, besinin midede daha uzun süre kalmasını sağlar. Bu sayede açlık hormonu olan ghrelinin salgılanma süreci uzar. Aynı zamanda birçok besindeki glisemik indeksi de azaltarak, kan şekerinin inip çıkmasını önler.
Kırmızı şarap sirkesi ise bir antioksidan olan ve kalp sağlığı için önem taşıyan resveratrol açısından zengindir. Yemekle birlikte 1 yemek kaşığı kadar tüketilebilir. Yemeğin içeriğine de bağlı olarak, 1-1,5 saat kadar tokluk sağlayabilir.
- Çam fıstığı içerdiği omega 6 yağ asidi (pinoleik asit) ile doygunluk hormonlarının salınımını arttırır. Ara öğünde tüketilebilir ve en az 30 dakika doygunluk sağlar.
Bir besine karşı aşırı istek duyma durumu ise, vücuttaki bazı mineral eksikliklerinden kaynaklanıyor olabilir:
- Çikolata isteği, magnezyum eksikliğinden kaynaklanır. Çiğ kakao ve çiğ yağlı tohumlar (fındık, badem vb.) ile eksiklik giderilebilir.
- Tuzlu besinlere (patates cipsi veya tuzlu kuruyemişler gibi) olan eğilim klorid eksikliğinden kaynaklanır. Sağlıklı besinlere deniz tuzu eklenerek çözüm sağlanabilir.
- Şekerli besinlere duyulan ihtiyaç, vücutta krom, karbon, sülfür ve triptofan eksikliği olduğunu gösterir. Krom için bira mayası, elma ve muz; karbon için taze meyveler, sülfür için soğan ve sarımsak, triptofan için de patates ve ıspanak tüketilebilir.
- Kırmızı ete olan eğilimin artması demir eksikliğinin habercisidir. Çözüm olarak ıspanak tüketilebilir.
- Yağlı besinlere ve karbonatlı içeceklere istek duyulduğunda ise brokoli, hardal, şalgam ve kuru baklagiller tüketilebilir. -
05 April 2014 Saturday 13:35:25
tesekkur edrım badeaysegul cum ama bızım burda cok fazla yaglı yapıyolar mıdem bulanıyo...buldum zaten yogurt ıcıne yulaf ezmesı kayısı koydum bırde tarcın sımdı onu yıyecegım...cok sagol
-
04 April 2014 Friday 11:04:02
2.GÜN ( saat 11:30 dan sonra sabah 8 de hazırlanan suyu içmeye başlayacaksınız, gece yatana kadar bitmeli, bunun dışında 1 lt daha normal su içerek 3 litreye tamamlanmalı)
Sabah: 300 ml limonata (tarifi 300ml su+4 yemek kaşığı limon suyu+1 tatlı kaşığı bal ya da reçel)
Ara: Yeşilçay
Ara:Limonata
Öğle: 1 elma(100gr) 1 portakal(100gr)yarım kivi, yarım kase yoğurt, 1 yemek kaşığı yulaf, 1 tatlı kaşığı keten tohumu
Ara: 1 kase metabolizma hızlandırıcı sebze çorbası (tarifi önceki listede)
Ara: Detoks yoğurt (tarifi: 1 kase detoks yoğurt, 1tatlı kaşığı keten tohumu, 1 tatlı kaşığı yulaf, 1 orta boy salatalık)
Akşam : Mercimek çorbası , 1 dilim tam buğday ya da çavdar ekmeği
Ara: Soda
Ara: yeşilçay -
04 April 2014 Friday 10:56:44
5 GÜNLÜK DETOKS
Sabah 8’de her gün taze olarak bir içecek hazırlamanız gerekiyor, Bunun için :
2 lt ılık suya, 1 avuç maydanoz, 1 avuç nane, 1 avuç reyhan, fesleğen, 1 kök zencefil, 1 kök zerdeçal, 4 karanfil, 3-4 gül yaprağı, 1 kabuk tarçın ve yarım limon koyarak bekletiyorsunuz. Bu suyu saat 11:30 dan sonra içmeye başlayacaksınız. Gece yatana kadar bitmeli.. Bu suyla birlikte 1 lt daha normal su tüketerek günde 3 lt’yi tamamlamak gerekiyor.
1.GÜN:
Uyanınca bir bardak normal su
Sabah: 300 ml limonata (tarifi 300ml su+4 yemek kaşığı limon suyu+1 tatlı kaşığı bal ya da reçel)
Ara: 1 kupa yeşilçay
Öğle: 2 kase sebze çorbası (1 kabak,1 havuç,soğan, maydanoz, dereotu, 1 yk bulgur, 1 yk zeytinyağı, 1 acı biber, biraz tuz, kırmızı biber, karabiber) Blender’dan geçirebilirsiniz.
Ara: Yeşilçay
Ara: 6 gün kurusu ezmesi (kayısıları üzerlerini geçecek kadar ılık suda yarım saat beklettikten sonra minik minik doğrayıp, üzerine 1 tatlı kaşığı fındık ve 1 çay kaşığı tarçın ile tüketebilirsiniz)
Ara: 2 kase detoks yoğurt (tarifi: 1 kase detoks yoğurt, 1tatlı kaşığı keten tohumu, 1 tatlı kaşığı yulaf, 1 orta boy salatalık)
Akşam: 2 kase mercimek çorba (2 yk yağ ile salça eklenerek pişirilmiş mercimek çorbası, un vs.eklenmeyecek)
Ara: Maden suyu
Ara:Yeşilçay -
28 March 2014 Friday 19:03:00
migrosta vat yulaf kepeği bu.yulaf ezmesi değil.adı doğanay mıydı ne