Mesaj Panosu
-
15 July 2014 Tuesday 04:10:26
Genelde tüm sporlarda set çalışma önerilir ama tercih sizin tabi. Ben set yaparak çalışıyorum mesela 50x5 set yada 50x7 set gibi... ama dedim ya tercih meselesi. Ben böyle fayda gördüm mü evet çok ciddi fayda gördüm. 5 yıl evvel baklava çok az oluşmuştu. Şimdi oluşuyor mu evt azar azar belirmeye başladı. Hergün çekmek doğru değil tabiki bir gün mekik bir gün başka spor. Yani bugün mekik yaptıysanız yarın kol çalışın. Sonraki gün gene mekik yaparsınız. Ayrıca barfiks yada şınavda da göbek kasları çalışır. Vücuttaki yağ oranı azaldıkça kaslar belirginleşiyor... :)))
-
12 July 2014 Saturday 00:04:37
İşte özellikleri;
Omron BF-511T Aile Vücut Analiz Baskülü ile
Vucüt yağı (%) olarak
İç organlardaki yağ( 30 seviyeye kadar)
Vücut kütle indeksi(BMI)
İskelet kas (%) olarak ölçebilirsiniz Ayrıca, dinlenme metabolizması oranının (kcal) hesaplanması günlük kalori ihtiyacını belirler ve ağırlık azaltma programının bir parçası olarak kullanılabilir.
Hem elleri hemde ayakları kullanan benzersiz OMRON 8 sensörlü teknoloji tüm vucüt ölçümleri için en doğru yöntemlernden birini sağlar.
Omron BF-511T Aile Vücut Analiz Baskülü 6 yaş üstü çocuklar ve yetişkinler için uygundur
150kg kadar olan insanları tartabilir
4 kişininin ölçümlerini hafızasında tartabilir
Kliniksel doğrulukla tam vücut ölçümü -
hatta çocuklar için de uygun
Aile modelimiz vücut yağ oranını ve iç organlarınızdaki yağ seviyesi, iskelet kas yüzde seviyesini, Vücut Kitle İndeksinizi ve dinlenme metabolizma değerlerinizi kapsamlı bir biçimde ölçer. Cihaz medikal cihaz olarak kabul edildiği için sonuçlara güvenebilirsiniz. TÜV onaylı sağlık ürünüdür. -
26 June 2014 Thursday 09:43:49
Eloski seninle bi ortak yanımız vardı hatırliyormusun baş belası kalın bacaklar dün eczaneden vücut analizi yaptırdım bel bölgedeki yağ oranı birsz yüksek çıktı ben bacakları beklerken :(bacaklarımin yağ ve kas oranı gayet iyiymiş ya dedim Allahım bari yağ olsaydı da sporla falan gitseydi kas zor ya gider mi gitmez mi :(( bilemedim
-
29 May 2014 Thursday 23:25:14
ben bir ara diyetle kilo vermiştim.yinede midem kalmıştı.hemde çok fazla mekik çekmiştim.kilom 70 ti.vücut yağ oranı % 15 e düşerse belki kaybolur.onun içinde çok düzenli diyet yeterli ve kaliteli protein,doğal gıdalar ve bol bol yürüyüş gerekiyor.bölgesel egzersizler istediğin kiloya gelince yapılmalı.
-
22 April 2014 Tuesday 18:36:19
Böbrek yetmezliğine karşı doğru gıdaları alarak nasıl korunmamız gerektiğini yada böbrek yetmezliğinde nasıl beslenilmesi gerektiğini anlayabilmek için öncelikle böbrek yetmezliğinin ne olduğu ve nasıl geliştiğini bilmek zorundayız.
Böbrek yetmezliği kronik ve akut böbrek yetmezliği olmak üzere iki şekilde gelişir. Akut böbrek yetmezliği daha yeni oluşmuş, üzerinden uzun zaman geçmemiş olan ve doğru beslenme ile tıbbi müdahaleler yapıldığında tekrar böbreğin eski işlevine kavuşabildiği yetmezlik durumunu ifade eder. Buna karşılık kronik böbrek yetmezliğinde böbrek dokudaki yıkımlanma, hastalığın üzerinden çok daha uzun zaman geçmesine bağlı olarak ilerlemiştir. Çok ileri bir yıkımlanmada böbrek işlevini yerine getiremeyeceğinden, onun işlevini üstlenmek üzere dializ aletine ihtiyaç duyulabilir. Ancak her kronik böbrek yetmezliği dializ aletini gerektirmez. Bazen böbrek dokudaki yıkımlanmanın derecesine bağlı olarak tıbbi müdahaleler ve gıda desteği olumlu sonuç verebilir.
Akut yada kronik böbrek yetmezliklerinde nedenler birbirine benzer, çoğu durumda da aynıdır. Böbrek dokusu, içinde bir yün yumağı gibi dolanmış ve çok ince olan çok sayıda süzme işlevi ile yükümlü kanalcıklar ihtiva eder. Bu kanalcıklardan kan geçerken içindeki toksik zararlı maddeler, sodyum, kalsiyum, fosfor gibi minerallerin ve bikarbonatın fazlası, zararlı mikroplar ve bunların atıkları tutulur. Kalan temiz kan ise tekrar bu kanallardan kan damarlarına ve oradan da kana karışır. Tutulan zararlı maddeler ve atıklar gene böbrek dokuya kandan gelen suyun bir kısmı ile karıştırılarak idrar oluşturulur. Bu idrarın büyük bir kısmı idrar kanalları ile dışarı atılmak üzere yol alırken az bir kısmı da daha sonradan atılmak üzere idrar kesesinde toplanır. Bu açıklamadan ve bilgilerden anlayacağınız üzere ne kadar fazla sodyum, bikarbonat, potasyum ve klor alırsanız, gıdalarla yada vitamin-mineral tabletleri ile, o kadar fazla böbreklerin süzme işlemi yapmasına ve böbrek dokunun o kadar fazla yorulmasına neden olmuş olursunuz. Bu durumda, yani fazla mineralin süzülme sonrası idrar kanallarında birikmesi neticesinde ne olur? sorusuna gelince, kolaylıkla tahmin edeceğiniz üzere daha sonradan alınan gıdalar ve de meydana gelen rahatsızlıklar sonrasında başka mineral ve zararlı toksik maddeler de bu kanallardaki birikmiş maddelerin üzerine eklenerek kanalların iyice daralmasına veya tıkanmasına neden olacaktır. Kısaca fazla mineral alımı ve oluşan hastalıklar, zararlı iltihap yapıcı maddelerin ve fazla minerallerin böbrek süzme kanallarında birikerek bu kanalları tıkama veya daraltmasıyla böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.
Böbrek dokusu içindeki bu kanalların yüzeylerinde biriken ve onları tıkayan, sadece mineral fazlası ve toksik iltihap yapıcı maddeler değildir. Aynı zamanda fazla ve sürekli alınan proteinler de sindirim ve parçalanmalarını takiben toksik azot içeren zararlı maddeler açığa çıkartırlar ki bu maddeler de bu kanalcıkların yüzeyinde birikerek böbrek yetmezliğine neden olur. O halde proteinin fazla miktarlarda ve uzun süreli alımı diğer pek çok hastalıkta olduğu üzere böbrek yetmezliğinin de önemli bir sebebi olmaktadır.
Yukarıdaki bilgilerin ışığı altında böbrek yetmezliğine neden olan gıda kökenli maddelerin iki ana grupta toplandığını görüyoruz.
1. Fazla miktardaki sodyum, klor, potasyum, kalsiyum ve fosfor.
2. Fazla ve uzun süreli protein alımı ve bunların parçalanması sonrasında açığa çıkan azot içeren toksik maddeler.
Özellikle potasyumun fazlası kalp doku içindeki kanın daha çok pıhtılaşmasına neden olarak dolaşım bozukluğuna neden olabilmekte, bu durumda böbreklere daha zor ve daha az kan gelmekte ve böbrek doku bu şekilde tahrip olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında aynen potasyum fazlalığı gibi dolaşım bozukluğuna neden olan kalp ve damar hastalıkları neticede böbrek dokuya yeterli kanı yani oksijen ve besin akımını engelleyerek az yada çok böbrek hasarı meydana getirebilmektedir.
Sodyum ve klor'un yani tuzun bulunduğu gıdaların tüm hayat boyunca günde 2 gram'dan fazla olmamasına dikkat edin. Bu husus, yukarıda da değindiğim üzere böbrek sağlığınız için son derece önemlidir. Dolayısı ile tuzun fazla olduğu
Fast food ürünleri,
Ketchup
Pastırma
Salam
Sosis
Sucuk
Turşu
Soya sosu
Cips
ve
Kraker gıda maddelerinin tüketiminden ya kaçının ya da bunların tüketimini azaltın.
Yüksek potasyum miktarı ile dolaşım bozukluğuna neden olan ve böbrekleri tehdit eden;
Domates
Hazır domates sosları(Ketchup)
Domates sosları
Kayısı
Şeftali
Kahve
Kakao
Çay tüketiminden ya kaçının yada bunların tüketimini azaltın.
Fazla ve uzun süreli protein ağırlıklı beslenme doğrudan böbrek yetmezliği riskini artırdığından;
Et
Tavuk
Balık
Yumurta
Fındık
Fıstık
Süt ve süt ürünleri
gibi proteinli maddeleri özellikle böbrek yetmezliğiniz ciddi boyutlarda ise kesin. Her zaman belirttiğimiz üzere otuzlu yaşlardan sonra vücudunuz gelişimini tamamladığından dolayı yağsız(light) süt ve süt ürünleri kemik erimesine karşı olmak üzere tüketilmeye devam ederken diğer et, kanatlı eti, sakatat gibi proteinli gıdaları mümkün olduğunca mutfağınızda azaltma yoluna gidin. Ortaya çıkabilecek protein açığını baklagiller, hububatlar, yeşil yapraklı sebzelerden karşılayabilirsiniz. Böbrek sorunu yoksa balık ve light sütü ihmal etmemeniz son derece önemlidir. Unutmayın.!
Böbrek dokunun süzme işlevi ile görevli çok sayıda ince kanalcıklarla dolu olduğunu ve bunların daralması veya tıkanmasının böbrek yetmezliğini oluşturduğunu hatırlatmak istiyorum. O halde bu kanalların yüzeylerinin temizlenmesi özellikle bu yüzeylerde biriken ve tıkanmaya sebeb olan kalıntıları da uzaklaştıracağından son derece önemlidir. Hatta böbrek yetmezliğinden korunmada en etkili olanlardan biridir. Bu kanalların yüzeyindeki tıkanma veya daralmaya neden olan atıkları yıkayarak dışarı atacak ve kanalları adeta temizleyebilecek madde nedir? sorusuna gelince bu madde sudur. Çoğumuzun hep ertelediğimiz, sadece susayınca içtiğimiz dünyanın en yararlı maddelerinden birisi olan su. Çoğu kez bu maddeyi susadığımızda kullanıyoruz. Oysa susama hissi en son safhada, yani kandaki su miktarı iyice azaldığında, yani dehidrasyon durumunda ortaya çıkıyor. Bu zamana kadar böbrek kanalcıklarının yüzeyi zaten zararlı maddeler ve minerallerle çoktan kaplı hale gelmiş oluyor. İşte bu nedenle susanıldığında değil, eşit aralıklarla ve bir gün içinde mutlaka 2 litre suyun tüketimi, öncelikle böbrek yetmezliğine karşı korunmak açısından önemli olmaktadır.
Ciddi böbrek yetmezliğinde proteinlerin vücut içinde yıkımlanmasını engellemek için karbonhidrat alımına önem verilmesi gerekir. Zira enerji için önce karbonhidratlar, sonra yağlar ve en son olarak ta proteinler kullanılmaktadır. Karbonhidratlara öncelik verilmesi, karbonhidratların çok kısa zamanda enerjiye dönüşme kabiliyetinden dolayı son derece önemlidir. Karbonhidratlar 20 dakikadan 4 saate kadar varan sürelerde çok kolay şekilde sindirime uğrayarak mide ve bağırsaklardan emilir. Takibinde kana karışarak kan yolu ile hücrelere gider ve enerji açığa çıkarmak üzere oksijenle bu hücrelerde yakılır. Metabolizmalarının bu derece kolay olması ve kısa zamanda enerji açığa çıkarmaları dolayısı ile vücutta enerji biriktirerek sonradan yağa dönüşmeleri ve vücutta yağ şeklinde depo edilmeleri riski yağlarla karşılaştırıldığında son derece azdır. Yağlar mide ve bağırsak kısmına ulaştığında suda dolayısı ile kanda çözülme yetenekleri olmadığından, kana geçebilmek için mide ve bağırsak yüzeyindeki lipoprotein yapıdaki taşıyıcılara tutunurlar. Onlarla kana geçtikten sonra bir müddet kan yolu ile vücudu dolaşır ve bu lipoprotein yapısındaki taşıyıcılardan albumin adı verilen başka bir taşıyıcıya aktarılırlar. Bu taşıyıcılarla hücreye gelen yağlar, bu seferde albumin'den karnitin ve amin adlı diğer özel taşıyıcılara tutundukları halde hücre içine geçiş yapar ve hücrede yakılarak enerji açığa çıkartırlar. Kısaca bu açıklamadan da anlayacağınız üzere yağların sindirimi ve enerji açığa çıkarmaları son derece karışık, pek çok ara maddeye ihtiyaç gösteren, dolayısı ile de uzun zaman alan bir işlemdir. Karbonhidratlardan 4 saate kadar ki sürede enerji almanız mümkünken, yağlardan enerji alabilmeniz en erken 4 saatten başlar ve bir güne bazen 2 güne kadar uzayabilir. Bu arada siz, acıktığınız için tekrar yemek eğilimine girersiniz, bu yediklerinizde yağlı ise onunda enerji açığa çıkarması bir o kadar uzun sürecektir. Enerjinin yağlarla ortaya çıkartılması ve dışarı atılması çok uzun sürdüğünden ve siz bu esnada başka yağlı maddeler tüketmeye devam ettiğinizden vücudunuzda mutlaka enerji birikimi yani kalori birikimi olur. Fazla kalori doğrudan yağ şeklinde depo edileceğinden dolayı bu tür bir yağlı beslenme ile hem vücudunuz hem de siz fark etmeden iç organlarınız özellikle de karaciğer ve böbreğiniz yağlanacaktır. Konumuzun böbrek yetmezliği ve gıda olduğu dikkate alındığında yağlı beslenmenin öncelikle bu açıklamaların ışığında yağlanmaya neden olarak böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceği sonucuna varıyoruz. Buna karşılık, karbonhidratlar bir sonraki gıda tüketimine kadar zaten enerjiye dönüşerek vücuttan atılabildiğinden, kalori birikmesi yani yağlanmaya neden olmuyor. Dolayısı ile böbrek yetmezliğinde karbonhidratlı yiyecekleri öneriyoruz. Ancak gerek şişmanlığa karşı ve gerekse de böbrek yetmezliğinde karbonhidratları önermenin önemli bir ayrıntısı var ki onun mutlaka altını çizmek zorundayım. Her ne kadar karbonhidratların kısa sürede ve kolaylıkla enerjiye dönüşerek vücuttan atılması gibi bir avantajı varsa da bu durum onların normal miktarlarda alımlarında söz konusudur. Karbonhidrat kolay yakılır ve enerjiye dönüşür mantığı ile abartılı, çok büyük miktarlarda karbonhidrat tükettiğiniz takdirde vücutta kalori birikmesi olabilecek ve bu fazla kalori yağa dönüşerek yağlanma yapabilecektir. Benim burada belirtmek istediğim asıl önemli nokta, yağ ve karbonhidratların eşit miktarlarının yağlanma yönünden karşılaştırması şeklindedir. Yoksa karbonhidratı da çok fazla, abartılı tüketmekle rahatlıkla yağlanabilir yani şişmanlayabilirsiniz.
Böbrek yetmezliğinde karbonhidratlarla ancak fazla değil normal miktarlardaki karbonhidrat beslenmesi ile belli bir rahatlama elde edebilirsiniz. Bu arada karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye geçerken protein miktarı yüksek gıdaları da kesmek şartını aklınızdan çıkartmayın. Böbreğinizden çekiniyor, herhangi bir böbrek probleminiz olduğunu düşünüyorsanız, yada tıbbi tetkiklerle teşhis edilmiş bir böbrek yetmezliği yada hastalığı varsa mutfağınızı karbonhidrat ağırlıklı ve mümkün olduğunca protein içermeyen gıdalarla donatmanız gerekecektir. Protein neden böbrek yetmezliğinde istenmiyor? sorusunun cevabına gelince. En başta da değindiğim üzere, oksidasyon neticesindeki iltihap yapıcı maddeler, tuz ve şekerin fazlası ve bazı mineraller uzun süre yetersiz su tüketimi ile de birleşince böbreğin süzme işlemini yapan kanalcıklarının yüzeyinde birikerek tıkanmalara neden olabiliyordu. Bu durumun böbrek yetmezliğindeki asıl hazırlayıcı, yapıcı etken olduğunu belirtmiştim. İşte böbreğin süzme işlemi yapan kanalcıklarının yüzeyinde biriken bir diğer önemli madde grubu da protein sindirimi sonucu oluşan azotlu maddelerdir. Proteini ne kadar fazla tüketirseniz, bunların sindiriminden açığa çıkan azotlu maddeler de o derece fazla olacak, bunlar da böbrek kanallarında birikerek böbrek yetmezliğini o derece daha fazla kötüleştirecektir.
Proteinin kesilmesi derken, bunun pratikte yapılması tam olarak mümkün değildir. Zira bir çok gıda maddesi az yada çok protein içermektedir. Burada belirtmek istediğim nokta, protein alımının mümkün olduğunca kısıtlanmasıdır. Normal bir insan 1.0-2.0 g/Kg vücut ağırlığı kadar günlük protein ihtiyacına sahipken, böbrek yetmezliği ve hastalığı olan kişilerde bu oran 0.5-0.7 g/Kg vücut ağırlığı şeklinde daha düşük olmalıdır.
Yukarıda da ifade ettiğim üzere böbrek yetmezliği durumunda günlük su tüketimini mutlaka 1.5-2 litre civarlarında gerçekleştirmek gerekir. Böbrek yetmezliğine karşı korunmak ve bu tür bir durumla karşılaşmamak istiyorsanız tüm yaşam boyunca ve her gün 1.5-2 litre su tüketimini gerçekleştirmek zorundasınız.
Böbrek yağlanmasının böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceğinden bu nedenlede vücutta kalori birikmesinden diğer ifade ile vücuda aşırı kalori yüklenilmesinden kaçınılması gerektiğinden bahsetmiştim. Vücut kitle indeksiniz 27 den fazla ise günlük kalori alımınızın 30-40 Kcal/Kg arasında olmasına ve bu miktarı aşmamasına dikkat edin(Vücut kitle indeksi: vücut ağırlığınızı Kg olarak tartıyorsunuz. Boyunuzu metre olarak ölçüp kendisi ile çarpıyorsunuz. Sonra da vücut ağırlığınızı boyunuzun karesine bölerek vücut kitle indeksi'nizi belirlemiş oluyorsunuz).
Böbrekler sadece kanın temizlenmesi işleminde değil, aslında dolaylı olarak, ancak çokta etkili olarak kemiklerin sağlamlığında rol oynar. Böbrekler, kemiklerin dayanıklılığında asıl etken madde olan kalsiyum'un bağırsaklardan emilimini sağlayan vitamin D3'ün yapımı ile görevlidir. Böbrekler bu vitamini yapamadığı takdirde, kalsiyum yeterince bağırsaklardan emilerek kana karışamayacak, böylelikle böbrek yetmezliğine bağlı kemik erimesi riski artacaktır. Aynı şekilde, kalsiyum sadece kemik yapısı için değil, kalbin çalışması için de gerekli bir mineraldir. Kalsiyum sayesinde kalp kası lifleri birbirleri üzerinde kayar, yani kasılma olayı olur. Aynı şekilde kalsiyum sayesinde birbirlerinden ayrılmaları sonucunda kalp kası gevşer. Kısaca kalp kasının kanı pompalamak üzere her bir kasılıp gevşemesi kalsiyum'a ihtiyaç gösterir. Buradan yola çıkarak, böbrek yetmezliğinin kalp yetmezliği riskini de beraberinde getirdiği sonucuna varıyoruz. Maalesef böbrek yetmezliği bir şekilde uzun süre tedavi edilmemiş bireylerde, hem kemik erimeleri hem de kalp yetmezliklerini beraberinde getiren yapıcı bir neden olarak karşımıza çıkmakta. Kalsiyum'un emilimine dolaylı yönden katkıda bulunan böbrekler, özellikle fosfor mineralinin emilimini de aynı şekilde düzenler. Hatta kemiklerin sağlamlılığı ve kalp kasının ritmik çalışmasında son derece önemli olan kalsiyum/fosfor oranını da ayarlayan organ böbrektir. Böbrekler bu işlevlerini paratiroid hormonla yapar. Paratiroid hormon, kemiklerden kalsiyum'u ayırırken fosfor'un idrarla atımı hızlanmış olur. Böbrek yetmezliğinde de genellikle bu durum söz konusudur. Öncelikle böbrekler tam verimli çalışamadığından D3 vitamini yeterli oranda yapılamaz ve kalsiyum yeterli oranda kana karışıp kemiklere gidemez. Kemiklerdeki bu şekilde ortaya çıkan kalsiyum açığını gidermek amacıyla paratiroid hormon salgılanır ve bu hormon kanda eksilen kalsiyum miktarını kemiklerden çekerek sağlamaya çalışır. Yani kalp ve kanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum, böbrek yetmezliğinde yeterli oranda mide ve bağırsaklardan emilemediğinden, kan ve kalbin kalsiyum miktarını düşürmektedir. Kalp ve kanın kalsiyum düzeyini tekrar yükseltmek amacıyla paratiroid hormon devreye girerek kemiklerden kalsiyum'u çekmekte ve kana göndermektedir. Bu durum hem ciddi anlamda kemik erimesi riskini ortaya çıkarmaktadır hem de kemik erimesini daha da olumsuzlaştıracak fosfor eksikliği riskini. Zira kalsiyum'un kemiklerden kana karışması idrarla fosfor'un dışarıya atılmasını hızlandırır ki bu durum böbrek yetmezliğinde sıkça karşılaşılan fosfor eksikliğinin de nedenidir. Bu yüzden böbrek yetmezliğinde fosfor yönünden zengin gıdaların alımına önem vermek gerekir. Yani kuru baklagil, tahıl ve kuru meyveyi bol miktarda tüketmek sadece karbonhidratla böbrekleri desteklemek açısından yararlı olmayacak, aynı zamanda böbrek yetmezliği ile ortaya çıkan fosfor açığının da kapanmasına yardımcı olacaktır. Böbrek yetmezliğinde fosforla birlikte kalsiyum ve magnezyum'un da düştüğü dikkate alındığında bu minerallerce zengin gene tahıl, kuru baklagil, kuruyemiş, yeşil yapraklı sebze, yeşil biber, limon, portakal, çilek, soya, brokoli tüketimine önem vermek yararlı olacaktır.
Mümkünse günde 2 litrelik su tüketiminin %5 şekerli su şeklinde yapılması böbreğin enerji ihtiyacını gidermesi açısından da son derece yararlı olacaktır.
Böbrek yetmezliğine kılıf hazırlayan başlıca etkenler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır. Mümkün olduğunca bu yapıcı etkenlerden uzak durarak yada bunları kontrol altına alarak böbrek yetmezliğine karşı kendinizi savunun.
· Parasetamol içeren ilaçların sık kullanımı.
· Mantar zehirlenmeleri
· Kalıcı diş eti iltihaplanmaları
· Kalp ve damar hastalıkları
· Kansızlık
· Stres
· İç ve dış kanama
· Yetersiz su tüketimi
· Trauma
· Fazla fosfor, sodyum, klor alımı(fazla şeker ve tuz tüketimi)
· Fazla protein tüketimi
· Yetersiz potasyum alımı
· Çok fazla asit içeren gıdaların tüketimi(kola, soda v.b.)
Böbrek yetmezliği ve hastalıklarına karşı korunmada mutfağınızda bol miktarda bulundurmanız ve tüketmeniz gerekenler;
Brokoli Pırasa
Brüksel lahanası Mercimek
Ispanak Yeşil biber
Karnıbahar Maydanoz
Beyaz lahana Keçi boynuzu
Taze bakla Havuç
Bezelye Enginar
Nohut Kereviz
Marul
Patates
Fasulye
Kuru meyve
Çilek
Böğürtlen
Buğday
Yulaf
Mısır
Pirinç
Soya
Uzak durulması gerekenler:
Et
Süt
Et ürünleri(pastırma, salam, sosis vb.)
Süt ürünleri(peynir, yoğurt vb.)
Tütsülenmiş ürünler
Kürlenmiş ürünler(hazır turşu vb.)
Fermente ürünler
Asitli ürünler(kola, soda gibi)
Kabartma tozu
Tuz, şeker
Kraker
Cips
Mayonez
Hazır domates sosları
Domates ezme
Domates
Balık
Fındık
Fıstık
Çay
Kahve
Kakao
(Çay, kakao, domates, ketchup, domates sosu, domates suyu, fındık, fıstık, balık, kahve, şeftali, mango, kayısı, et, balık, tavuk potasyum yönünden zengin olduğundan alınmayacaktır. Potasyum'un yetersizliği böbrek yetmezliğinde bir etken olmasına karşılık, böbrek yetmezliği başladığında potasyum'ca zengin gıdaların önerilmemesinin nedeni alınan potasyum'un kalsiyum ve fosfor kaybını hızlandırmasındandır. Böbrek yetmezliğinde zaten önemli bir kalsiyum, fosfor ve magnezyum açığı vardır. Potasyum alınarak bu açıklar daha da artar ki bu durum, kemik ve kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkmasında önemli bir risktir. -
12 April 2014 Saturday 11:23:44
Göbek Eriten Muhteşem 5 İçecek
1-Soğuk Su
Vücudunuzun daha fazla kalori yakmasına yardımcı olmak için buz gibi soğuk su içiniz.
Vücudunuzun daha fazla kalori yakması için soğuk su birebirdir.Soğuk su göbek eritmek en iyi içecektir.
Kalorisi 0′dır, midenizde doygunluk hissine sebep olur ve vücut soğuk suyu ısıtmak için enerji sarf eder bunun sonunda kalori yakımı gerçekleşir.
Alman bilim adamlarının çalışmalarına göre günde 2 bardak soğuk su içmek, metabolizma oranını en az %30 oranında artırıyor.
Özellikle aç karnına soğuk içmek daha etkili bir yöntemdir, bu size hem tokluk hissi verir, hem de mide boşken yağ hücrelerini parçalamak daha kolaydır.
2-Süt
Geçmişte güzellik banyolarına konu olan sütün çok etkili bir özelliği vardır. Bu da metabolizma hızını artırmasıdır.
Süt, bu yeni keşfedilen faydasıyla, bölgesel yağ yakımı konusunda etkili olduğunu gösteriyor.
Sütün metabolizmanızın hızını artırdığı pek bilinmez.
Süt kalsiyum yönünden zengindir, bu durum özellikle karın bölgesinndeki yağ hücrelerini yok ederek göbeğinizi kısa sürede eritebilirsiniz.
Bunun için günde 2 bardak yağsız süt için. Araştırmalar, günde iki bardak süt tüketiminin bir ayda 2-4 kilo yağ kaybı sağladığını ortaya koyuyor.Ancak
şekersiz ve yağsız içmemeye dikkat edin.
3-Yeşilçay
Günlük içecekleriniz için kahve veya siyah çay yerine içecek tercihinizi yeşilçaydan yana kullanın.
Yeşil çayın vücudun enerji yakımı üzerinde etkileri olduğunu gösteren çalışmalar var. Bu araştırmalarda yeşil çayı düzenli içenlerin vücutlarında enerji harcamasının arttığı ve yağ kütlesinin azaldığı gözlendi.
Yeşilçayın içindeki maddeler metabolizma oranını %4 artırır. Bu günde 70 kalori fazla yakmak ve 1 yılda 3 ila 7 kiloyu yavaş ve sağlıklı bir şekilde vermek demek oluyor.
Yeşilçayın içeriğindeki kateşin maddesi sayesinde özellikle göbek çevrenizdeki yağlar kısa sürede parçalanıp, fit bir görünüme kavuşuyorsunuz.
4-Elma Sirkesi
Bu gıda karaciğer detoksuna yardımcı olmak için çok etkilidir.
Karaciğer yağ yakımında büyük rol oynayan bir organımızdır.
Sağlıklı karaciğer, vücudun her yerinde depolanan yağlarını yakımının düzenli gerçekleşmesi demektir.
Elma sirkesi özellikle göbek yağı eritmede çok etkilidir ve bu sirkenin kodları yağ yakmak üzerine kuruludur.
Midenizde sorun yoksa, her sabah bir bardak ılıkla sıcak arası suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı bal ekleyip
için bu kısa sürede zayıflamanızı ve göbek yağlarınızdan kurtulmanızı sağlayacaktır.
5-Soya sütü ve Buğday Proteinli İçecekler
Soya ve buğday en önemli protein kaynaklarındandır. Bunları sıvı olarak tüketmek
katı olarak tüketmeye nazaran daha hızlı ve kolaydır.
Her iki içecektir kaslarınızı güçlendirmek ve metabolizmanızı çalıştırmak için mükemmel tercihtir.
Kas oranının artması, güçlü kaslar, hızlı kalori yakımı anlamına gelir.
Amerikalı beslenme uzmanları her gün soya sütü içen kişilerin, göbek bölgesindeki yağlanmalarının ortadan kalktığını ortaya çıkardı.
Alabama Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, soya sütü fazla şekerin yağa dönüşmesini engelleyerek karın bölgesindeki yağların erimesini sağlıyor.
Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr. Daniel Christie, soya sütlü içeceklerin karın yağlarını yok ettiğini bildirdi. -
01 March 2014 Saturday 14:56:30
arkadaşlar buradaki bazal metobalizmanız kilo, boy ve yasam tarzına göre alinmis. vücuttaki yag oranına göre dgil. bu yüzdendir ki bazen fazla ya da eksik olabilir verdiğiniz kilolarda.
-
25 February 2014 Tuesday 19:36:38
madem kimya öğretmenisiniz, besin kimyası da okumuşsunuz, o zaman hocanın kitabında yazan bu açıklamaları da okuyun, kolesterol hakkında ne düşünüyor görün..ayrıca kilo vermeyi hormonlara bağlamak yanlış yazmışsınız ya ,ben yanlış görmüş olayım onu lütfen..insanın temeli hormonlardır..hormonları vücuttan çıkarın bakalım geriye ne kalıyor, hiç bir sistem çalışmaz...neden zayıflama durunca tiroid hormonuna bakılır, neden insüline bakılır ?? cevabını lütfen okuyun..
Et, yumurta kilo aldırmaz kolesterol yapmaz..
Günde 4 yumurta yendiğinde karaciğerden kolesterol yapılması orantılı olarak azalır. Kolesterolden korkmak doğru değildir. Kolesterol, kortizol denilen stres hormonunun, androjen, testosteron, progesteron ve östrojen dediğimiz seks hormonlarının hepsinin ana maddesidir. Beynimiz ve sinir sistemimizdeki iletiler kolesterol sayesinde gerçekleşir.
Kolesterolü düşük olanlarda ölüm oranı yüksek
Kolesterol düşman değil, hakiki bir dosttur. Tam tersine yüksek kolesterolün faydalı olduğu gösterilmiştir. Fransa’da yapılan bir çalışmada Dr. Bernard Forette ve arkadaşları yüksek kolesterolü olan yaşlı kadınların daha uzun yaşadıklarını bildirmişlerdir.
Düşük kolesterolü olan kadınlarda görülen ölüm oranı yüksek kolesterollü kadınlara oranlara yüzde 5 daha fazla
50–60 gram yumurta sarısında, 150–180 mg kolesterol bulunur. Bilinenin aksine 150–180 mg olan bu kolesterol yumurta sarısı yendiği zaman kanımıza doğrudan doğruya 150–180 mg kolesterol olarak geçemez. Olduğu gibi geçiyor düşüncesi tamamen yanıltıcıdır! Bu nedenle yumurta sarısını yemekle kan kolesterolü yükselmez. Ortalama 50–60 gr olan doğal yumurta sarısında 900 mg doğal ve bozulmamış yağ olan Omega–3 vardır. Omega 3 de kan kolesterolünü düşürür.Sarısında bulunan ‘kolin’ aminoasidi de karaciğer yağlanmasını önler!
İnsan vücudu kendine zararlı bir şey üretmez! Ürettiği her şeyin bir amacı vardır. İşte bu sebeple kolesterolün iyisi kötüsü olmaz. İyi kolesterol ve kötü kolesterol sadece ilaç firmalarının uydurmasıdır. Kolesterol steroid’dir. Bu nedenle vücudumuzun ürettiği bir antioksidandır. Vücudun antioksidana ihtiyacı varsa, vücudun herhangi bir yerinde bozukluk varsa fazla miktarda kolesterol üretir. Yüksek kolesterolün altında vücuttaki insülin direnci yatar. İnsülin hormonu kan şekeri ile birlikte yağlarını kontrol eden hormondur. Bir insanda karaciğer ve pankreas yağlanması varsa vücudunda mikropsuz yangı (iltihap) dediğimiz olay başlamıştır ve uzun süreden beri devam ediyor demektir. İşte bu yangı ile mücadele edecek en önemli savunma aracımız kan kolesterolümüzdür. Ayrıca herhangi bir yaralanmadan ya da ameliyattan sonra iyileşme sürecinde meydana gelen sert nedbe dokusu içine bakıldığı zaman kolesterol ile dolu olduğunu görüyoruz!
Yediğimiz gıdaların hepsi bağırsaklarımızda yıkılır, parçalanır ve küçük moleküller olarak emilerek kanımıza geçer ve karaciğere ulaşır. Benzer şekilde yiyeceklerde bulunan kolesterol de parçalanır ve bağırsaklardan küçük moleküller olarak emilir, o şekilde karaciğere taşınır. Karaciğerimiz bir fabrikadır. Kendine ulaşan yapı taşlarından, vücudun ihtiyacına göre yağ, şeker ve protein üretir; kullanılmış ve yıpranmış olanları da safra şeklinde vücuttan dışarı atar. Vücudumuzdaki hücrelerin ömrü ortalama üç aydır. Bu sürenin sonunda hücreler vücuttan atılır, yerine yeni hücreler yapılır. İşte karaciğerin en önemli görevlerinden biri her organın ihtiyacına göre, yeni hücrelere yapı taşı olan kolesterolü üretmektir. Kolesterol zengini yiyecekleri hiç ağzımıza koymasak bile karaciğer ve bağırsakların iç yüzünü kaplayan zar dokusu her gün sürekli şekilde 2,5 gram kolesterol üretir. Yani ne yaparsak yapalım zaten vücudumuzda kolesterol üretilir. Kolesterol insan vücudunun ürettiği en güçlü antioksidandır.
Yani kolesterol düşman değil?
Kesinlikle. Kolesterol vücudumuzda yeni hücre üretiminde, seks hormonlarının yapımında kullanılır. Beynimizde bulunan serotonin’in (mutluluk hormonu) normal bir şekilde çalışması kolesterol sayesindedir. Kolesterol beyin ve sinir sistemi hücrelerinin yüzde 60 kadarını meydana getirir. Bu nedenle kolesterolü düşük olanlarda depresyon, intihar yatkınlığı ve saldırganlık sık görülür. Kolesterol hafızayı kuvvetlendirir.
Kolesterol ilaçları ne yapıyor peki?
Maalesef ilaçları satmak için çeşitli söylemlerle korkutulan halk, bu ilaçları kullanıyor. Ama bu ilaçlar çok zarar veriyor. Örneğin karaciğeri bozuluyor, kalp yetersizliği yapıyor, beyni bozuyor, Alzheimer ve halsizliğe sebep oluyorlar. Bacak, eklem ve sırt ağrılarına neden oluyorlar. Yüksek doz kolesterol ilacı kullanan yaşlı hastalarda, beyin kanamasının yüzde 66 oranında arttığı bildirilmiş. Birçok çalışmada kolesterol ilaçlarının şeker (diyabet) hastalığına neden olduğu ortaya çıkmıştır. Aslında hiçbir faydası yok bu ilaçların, sadece hikâye.
Peki, kalp krizi, felç, şeker gibi hastalıkların artışındaki sebepler neler?
Bu hastalıkların asıl nedeni kolesterol değil, doğal yağlardan mahrum gıda tüketmek ve yüksek düzeyde şeker kullanmaktır. Şekerin kendisi toksik! Kolesterol ilaçlarıyla hiçbir yere gidilmez. -
21 September 2013 Saturday 13:14:57
günaydın kızlar....
ben düşüdüm ki vücut analizi yaptırayım... böylece kas ve yağ oranımı görerek motive olayım? ne dersiniz :) ay motive olmam lazım bi şekilde madem kilo kaybımı tartıda göremiyorum -
31 August 2013 Saturday 04:44:33
Kilo Verememenizin 12 Nedeni
Farkında olmadan diyetinizi sabote ediyor olabilirsiniz. Kilo kaybından sizi neyin alıkoyduğunu ve kilo verme düzeninin tekrar yerine oturmasını öğrenebileceğiniz ortak diyet hatalarına gelin hep birlikte göz atalım.
Yeteri Kadar Egzersiz Yapmıyorsunuz.
Birçok kişi egzersiz yaptığında ne kadar yağ kaybettiği konusunda her zaman abartılı hisseder. Kalori yakımını birçok faktör belirler, örneğin egzersizin süresi ve yoğunluğu, farklı yoğunluk seçenekleri ve egzersizin türü. Koşmak, yürümek ve aerobik gibi belirli bir ağırlığı taşıyan egzersizler, vücudun daha fazla çalışmasını gerektirdiğinden daha fazla kalori yakmanıza yol açar. Ama bisiklet ve yüzme gibi ağırlık taşımayan egzersizler, kaslarda fazla yerçekimsel gerilme olmadığı için daha az kalori yakan egzersizlerdir. Gerçekten egzersizinizi takip edip izlemenin en iyi yolu bir günlük tutmak veya gerçek süre ve yoğunluğu hatta yoğunluğu ne şekilde artırabileceğinizi görebilmek için bir kalp monitörü kullanmaktır.
Yeterli Uyku Almıyorsunuz
Birçok çalışma sonrasında uyku eksikliği daha fazla yeme ve kilo alımıyla bağlantılı bulunuyor. Mayo Klinik bir araştırma sonucunda yorgun insanların günde ortalama 500 kalori daha fazla yediği ortaya çıktı. Gece ve uyku dönemlerinde salgılanan birçok düzenleyici hormon bulunmaktadır. "Uyku eksikliği muhtemelen hormon salınımının doğru dizilişini etkileyebilir." Eğer gece yarısı televizyon izlemesi atıştırması veya arkadaşlarla parti yaptıysanız, geç kalkmak size ekstra kalorilerle geri dönebilir.
Çok Fazla Streslisiniz
Şikago Rush Ünviersitesi Tıp Bölümünde yapılan bir araştırmada, özellikle orta yaşlı kadınlarda stresin kilo alımına neden olduğu bulunmuştur.
Sürekli değişken bir uyku düzeni ve yağ koruma arasında bir bağlantı olduğu görünüyor (ki ikisi de hormonlarla ilgilidir) Ama aynı zamanda çoğu kadın duygularını yiyeceklerle yöneterek, düşüncesizce yemek yer çünkü yemekler çok kolay ulaşılabilir ve çabuk rahatlatıcı özellikleri vardır. Ve ne yazık ki kalori almak için de en kolay yoldur.
Öğünlerinizi Atlıyorsunuz
Öğün atlama günün ilerleyen saatlerinde yiyecek isteklerini ve aşırı yemelere yol açabilir. Sizde o sırada hangi yiyecek uygunsa onu daha fazla yiyerek kaçırdığınız kalorileri fazlasıyla alarak telefi edersiniz.
Vanderbilt Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, 72 saat boyunca sürekli olarak bir şey yemediğiniz takdirde, vücut kalori yakma yetkilerini kapatıyor ve yağ depolamaya başlıyor.
Klinik çalışmalarda bir haftadan sonra sağlıklı kadınlarda %16 oranında istirahat halinde bulunan enerji tüketimini kaybettikleri görüldü ki bu da yağ depolanmasının arttığını ve metabolizmanın yavaşlamaya başladığını gösterir
Çok Fazla Kalori Alıyorsunuz
Porsiyonları küçülterek daha az kalori alabileceğinizi düşünebilirsiniz fakat yediğiniz şeyin içindeki gerçek kalori miktarının farkında olmayabilirsiniz.
Benim size önerilerim: ölçme aletleri ve gıda ölçekleri kullanın, porsiyon boylarını tahmin edebilmek için görsel ipuçları öğrenin.
Örneğin, 85 gram protein bir iskambil destesi veya not defteri boyutundadır, bir fincan pirinç veya makarna beysbol topuna benzer ve 28 gram peynir iki adet oyun zarı gibi görünür. Gün boyunca tüketilen total miktarların gerçekten farkında olmak için yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi yazdığınız bir yiyecek günlüğü tutun.
Çok Fazla Kalori İçiyorsunuz
Çoğu zaman insanlar içeceklerin aldığınız kalorilere önemli miktarda katkıda bulunduğunu göz ardı ederler. Bu 330 gramlık porsiyonların içindeki kalori miktarlarını göz önünde bulundurun: normal soda;150 ile 200 arası, şeker ilavesiz meyve suyu; 180 veya fazlası, tatlı çay; 150 kadar ve birçok sporcu içeceği; 100 ve üzeri. Bir hafta boyunca günde 3 porsiyon içeceğiniz içecekler 3500 kalori olarak hesabınıza yazılır, ya da bir haftada kaybetmiş olabileceğiniz 1 kiloyu kaybetmezsiniz. Tüm bu kalorili içecekler yerine suyu tercih ederseniz, çok fazla kaloriden kurtulup, kilonuzun azaldığını görmeye başlayacaksınız.
Diyet ve Egzersiz Konusunda Çok Dikkatsizsiniz.
Salata barına gidip tabağınızı sebzelerle dolduruyorsunuz fakat sonra zengin ve lezzetli görünen salata soslarını ekliyorsanız tabağınızı yüzlerce kalori ile dolduruyorsunuz demektir. Üç mil yürüyerek 300 kalori yakıyor fakat sonrasında aynı sayıda kaloriye sahip olan muffin'i yiyerek egzersizin bütün efektlerini yok ediyorsunuz. Kalori yakmayı maksimize edecek ve kilo kontrolünü sağlayan kalori açıklarını doldurabilecek sağlıklı, kalori kontrollü bir yemek ve egzersiz planına ihtiyacınız vardır. Egzersiz yaptığınız için kaloriler konusunda veya daha az kalori aldığınızı düşündüğünüz için egzersiz yapma konusunda umursamaz olmayın.
Hafta Sonları Kendinizi Bırakıyorsunuz
Hafta sonu kaçamakları hızlı bir şekilde kilonuza eklenir. Akşam yemeğinden önce yenen atıştırmalıklar, ekstra yiyecekler, tatlı ve alkollü içecekler günlük kalori alımınızı bir kaç yüz kadar artıracaktır. Aslında sorun, hafta sonu ne yendiyse, yenilen yiyeceklerin bütün hafta boyunca bir etkiye sahip olmasıdır. Bir gün boyunca toplamda 1300 kalori alıp kilo kaybederek günü kapatmaktansa, ortalama olarak 1600 kaloriye yaklaşarak, verilebileceğiniz kilonun önüne bir engel koyuyorsunuz Bir çözüm, hafta sonu boyunca bu kaçamakları diyetinizdeki kalori sınırları içerisinde yapmaktır.
Kilo Verme Konusunda Sabırsızsınız
Kilo vermede sonuçları görmek için zamana ihtiyacımız vardır, vücut kendi şeklini değiştirmek için yağ depolarına erişir onları enerjiye dönüştürür ve yağsız bir vücut dokusu oluşturmak için yeniden şekillendirir. Unutmayın ki, kilonuzun 500 gramı 3500 kalori ile eşdeğerdir. Eğer kilonuzu korumak için günlük 2500 kaloriye almak yeterliyse, bir hafta içinde 500 gr vermek istiyorsanız, bunun için günde 2000 kalori almanız ve 30 dakika egzersiz yapmanız gerekmektedir. Kulağa çok fazla efor sarf eceksiniz gibi geliyor olabilir, ki gerçekten de öyle. Diyet planlarına kendinizi inandırmanız çok zordur fakat inanmalısınız.
Tıbbi bir Durumunuz Olabilir
Hareketliliğin azalması ve daha az aktiviteye neden olan herhangi bir durum sonucunda kilo vermek büyük bir sıkıntı ve soruna yol açar çünkü egzersiz kısıtlıdır ve evde oturarak boş vakitleri doldurmak için sürekli birşeyler atıştırırsınız. Steroidler, bazı psikiyatrik ilaçlar, insülin ve bazı beta blokerler gibi ilaçlar kilo kontrolünü sağlamak konusunda zorluklara yol açar ve genelde bu sorunlar kilo alınarak son bulur. Rehabilitasyon aktivitesi, ilaçların düzünlenmesi veya bir diyetisyen ile birlikte özel bir diyet programı planlamak gibi konularda doktorunuza danışın
Ayar Noktası*
Kilo vermede ayar noktasına* gelmek sık karşılaşılan bir durumdur, fakat şunu bilmelisiniz ki bunun tamamen kilo ile alakası yoktur.
Sadece belirli bir ölçeğe bakarak belirgin olmayan olumlu fizyolojik değişiklikler yaşıyor olabilirsiniz; Eğer yağ dokusu kaybediyorsanız, aynı zamanda daha fazla yağsız vücut dokusu elde ediyor ve daha da zayıflıyor olabilirsiniz. Fakat metabolik hızınızın artmaya başladığı andan itibaren bu süre zarfında kilo vermeye devam edeceğinizi bilmelisiniz. Ayar noktasına geldiğinizde görünen şeyler düzensizlik veya vücudunuzun fazla su tutması gibi diğer faktörlerle bağlantılı olabilir. *Ayar Noktası: alınan enerji ile verilen enerjinin aynı olması durumu. Örneğin bir kişi günlük beslenmesiyle 1500 kalori alırken 1500 kalori yakıyorsa, aldığı enerji ve verdiği enerji eşitlendiğinden, kilo veremez. Çünkü bir kilo 7700 kalori karşılığıdır. Bu günlük beslenmemizi azaltarak ve fiziksel aktivitemizi artırarak sağlanır. Ayar noktasını atlayabilmenin tek çaresi verilen sağlıklı beslenme programını o noktada ekstra 100 ila 200 kalori düşürmek ve yapılan aktiviteyi de haftalık rutinin %25 üzerine çıkarmaktır.
Daha Fazla Kilo Vermeye İhtiyacınız Olmayabilir
Vücudunuz size, kilonuza ve boyunuza göre ideal kiloda olduğunuzu anlatmaya çalışıyor olabilir.
Kilo verme sürecindeki her türlü fazla girişim, kas kaybı ve metabolizma yavaşlamasına yol açar çünkü, daha düşük bir ağırlık elde etmek ve bunu korumak son derece sınırlayıcı bir beslenme planıyla elde edilebilir.
Bunu yaparken hala sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmeyi kontrol altında tutmak istiyorsanız, neden kilo vermek istiyorum sorusunu kendinize yöneltin, daha fazla kilo verme konusunda sizi ne etkiliyor olabilir ya da bu etkileşim ne kadar sağlıklı ve sizin için uygundur?
TAYLAN KÜMELİ