Mesaj Panosu
-
24 May 2014 Saturday 16:07:18
kaç kilo kas yaparsın bilmiyorum ama benim arkadasım birkaç ayda baya abs fln yaptı , kolları şişti. protein tozu takviyeside almıs olabilir. şimdi msj attım,spordaymıs,spor sonrası günlük bir beslenme yazıcak,nasıl olmalı diye.sana iletirim ama tabi bu sadece onun önerisi. en mantıklısı spor hocasına danışarak olacaktır.spor salonuna gidiyorsan zaten seni yönlendiiryorlar.
bir de birkaç ayda kas olmaz diyorsun ama bu kadar araştırma yaptıysan jillian michaelsı duymussundur mutlaka. ben mesela onun 30günlük shred programını yapıyorum.Suanda 11. günümdeyim. kol kaslarımda ve üst bacakta inanılmaz bir gelişme var. yani 30.günün sonunda yumurtalı kollar görürsem şaşırmam. youtubede jillian degişimleri ile ilgili yüzlerce video bulabilirsin. ha ama kaç kilo kas yapıyordur bilmiyorum ama kaslı bir görünüme kavuştugu aşikar:) -
22 April 2014 Tuesday 18:36:19
Böbrek yetmezliğine karşı doğru gıdaları alarak nasıl korunmamız gerektiğini yada böbrek yetmezliğinde nasıl beslenilmesi gerektiğini anlayabilmek için öncelikle böbrek yetmezliğinin ne olduğu ve nasıl geliştiğini bilmek zorundayız.
Böbrek yetmezliği kronik ve akut böbrek yetmezliği olmak üzere iki şekilde gelişir. Akut böbrek yetmezliği daha yeni oluşmuş, üzerinden uzun zaman geçmemiş olan ve doğru beslenme ile tıbbi müdahaleler yapıldığında tekrar böbreğin eski işlevine kavuşabildiği yetmezlik durumunu ifade eder. Buna karşılık kronik böbrek yetmezliğinde böbrek dokudaki yıkımlanma, hastalığın üzerinden çok daha uzun zaman geçmesine bağlı olarak ilerlemiştir. Çok ileri bir yıkımlanmada böbrek işlevini yerine getiremeyeceğinden, onun işlevini üstlenmek üzere dializ aletine ihtiyaç duyulabilir. Ancak her kronik böbrek yetmezliği dializ aletini gerektirmez. Bazen böbrek dokudaki yıkımlanmanın derecesine bağlı olarak tıbbi müdahaleler ve gıda desteği olumlu sonuç verebilir.
Akut yada kronik böbrek yetmezliklerinde nedenler birbirine benzer, çoğu durumda da aynıdır. Böbrek dokusu, içinde bir yün yumağı gibi dolanmış ve çok ince olan çok sayıda süzme işlevi ile yükümlü kanalcıklar ihtiva eder. Bu kanalcıklardan kan geçerken içindeki toksik zararlı maddeler, sodyum, kalsiyum, fosfor gibi minerallerin ve bikarbonatın fazlası, zararlı mikroplar ve bunların atıkları tutulur. Kalan temiz kan ise tekrar bu kanallardan kan damarlarına ve oradan da kana karışır. Tutulan zararlı maddeler ve atıklar gene böbrek dokuya kandan gelen suyun bir kısmı ile karıştırılarak idrar oluşturulur. Bu idrarın büyük bir kısmı idrar kanalları ile dışarı atılmak üzere yol alırken az bir kısmı da daha sonradan atılmak üzere idrar kesesinde toplanır. Bu açıklamadan ve bilgilerden anlayacağınız üzere ne kadar fazla sodyum, bikarbonat, potasyum ve klor alırsanız, gıdalarla yada vitamin-mineral tabletleri ile, o kadar fazla böbreklerin süzme işlemi yapmasına ve böbrek dokunun o kadar fazla yorulmasına neden olmuş olursunuz. Bu durumda, yani fazla mineralin süzülme sonrası idrar kanallarında birikmesi neticesinde ne olur? sorusuna gelince, kolaylıkla tahmin edeceğiniz üzere daha sonradan alınan gıdalar ve de meydana gelen rahatsızlıklar sonrasında başka mineral ve zararlı toksik maddeler de bu kanallardaki birikmiş maddelerin üzerine eklenerek kanalların iyice daralmasına veya tıkanmasına neden olacaktır. Kısaca fazla mineral alımı ve oluşan hastalıklar, zararlı iltihap yapıcı maddelerin ve fazla minerallerin böbrek süzme kanallarında birikerek bu kanalları tıkama veya daraltmasıyla böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.
Böbrek dokusu içindeki bu kanalların yüzeylerinde biriken ve onları tıkayan, sadece mineral fazlası ve toksik iltihap yapıcı maddeler değildir. Aynı zamanda fazla ve sürekli alınan proteinler de sindirim ve parçalanmalarını takiben toksik azot içeren zararlı maddeler açığa çıkartırlar ki bu maddeler de bu kanalcıkların yüzeyinde birikerek böbrek yetmezliğine neden olur. O halde proteinin fazla miktarlarda ve uzun süreli alımı diğer pek çok hastalıkta olduğu üzere böbrek yetmezliğinin de önemli bir sebebi olmaktadır.
Yukarıdaki bilgilerin ışığı altında böbrek yetmezliğine neden olan gıda kökenli maddelerin iki ana grupta toplandığını görüyoruz.
1. Fazla miktardaki sodyum, klor, potasyum, kalsiyum ve fosfor.
2. Fazla ve uzun süreli protein alımı ve bunların parçalanması sonrasında açığa çıkan azot içeren toksik maddeler.
Özellikle potasyumun fazlası kalp doku içindeki kanın daha çok pıhtılaşmasına neden olarak dolaşım bozukluğuna neden olabilmekte, bu durumda böbreklere daha zor ve daha az kan gelmekte ve böbrek doku bu şekilde tahrip olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında aynen potasyum fazlalığı gibi dolaşım bozukluğuna neden olan kalp ve damar hastalıkları neticede böbrek dokuya yeterli kanı yani oksijen ve besin akımını engelleyerek az yada çok böbrek hasarı meydana getirebilmektedir.
Sodyum ve klor'un yani tuzun bulunduğu gıdaların tüm hayat boyunca günde 2 gram'dan fazla olmamasına dikkat edin. Bu husus, yukarıda da değindiğim üzere böbrek sağlığınız için son derece önemlidir. Dolayısı ile tuzun fazla olduğu
Fast food ürünleri,
Ketchup
Pastırma
Salam
Sosis
Sucuk
Turşu
Soya sosu
Cips
ve
Kraker gıda maddelerinin tüketiminden ya kaçının ya da bunların tüketimini azaltın.
Yüksek potasyum miktarı ile dolaşım bozukluğuna neden olan ve böbrekleri tehdit eden;
Domates
Hazır domates sosları(Ketchup)
Domates sosları
Kayısı
Şeftali
Kahve
Kakao
Çay tüketiminden ya kaçının yada bunların tüketimini azaltın.
Fazla ve uzun süreli protein ağırlıklı beslenme doğrudan böbrek yetmezliği riskini artırdığından;
Et
Tavuk
Balık
Yumurta
Fındık
Fıstık
Süt ve süt ürünleri
gibi proteinli maddeleri özellikle böbrek yetmezliğiniz ciddi boyutlarda ise kesin. Her zaman belirttiğimiz üzere otuzlu yaşlardan sonra vücudunuz gelişimini tamamladığından dolayı yağsız(light) süt ve süt ürünleri kemik erimesine karşı olmak üzere tüketilmeye devam ederken diğer et, kanatlı eti, sakatat gibi proteinli gıdaları mümkün olduğunca mutfağınızda azaltma yoluna gidin. Ortaya çıkabilecek protein açığını baklagiller, hububatlar, yeşil yapraklı sebzelerden karşılayabilirsiniz. Böbrek sorunu yoksa balık ve light sütü ihmal etmemeniz son derece önemlidir. Unutmayın.!
Böbrek dokunun süzme işlevi ile görevli çok sayıda ince kanalcıklarla dolu olduğunu ve bunların daralması veya tıkanmasının böbrek yetmezliğini oluşturduğunu hatırlatmak istiyorum. O halde bu kanalların yüzeylerinin temizlenmesi özellikle bu yüzeylerde biriken ve tıkanmaya sebeb olan kalıntıları da uzaklaştıracağından son derece önemlidir. Hatta böbrek yetmezliğinden korunmada en etkili olanlardan biridir. Bu kanalların yüzeyindeki tıkanma veya daralmaya neden olan atıkları yıkayarak dışarı atacak ve kanalları adeta temizleyebilecek madde nedir? sorusuna gelince bu madde sudur. Çoğumuzun hep ertelediğimiz, sadece susayınca içtiğimiz dünyanın en yararlı maddelerinden birisi olan su. Çoğu kez bu maddeyi susadığımızda kullanıyoruz. Oysa susama hissi en son safhada, yani kandaki su miktarı iyice azaldığında, yani dehidrasyon durumunda ortaya çıkıyor. Bu zamana kadar böbrek kanalcıklarının yüzeyi zaten zararlı maddeler ve minerallerle çoktan kaplı hale gelmiş oluyor. İşte bu nedenle susanıldığında değil, eşit aralıklarla ve bir gün içinde mutlaka 2 litre suyun tüketimi, öncelikle böbrek yetmezliğine karşı korunmak açısından önemli olmaktadır.
Ciddi böbrek yetmezliğinde proteinlerin vücut içinde yıkımlanmasını engellemek için karbonhidrat alımına önem verilmesi gerekir. Zira enerji için önce karbonhidratlar, sonra yağlar ve en son olarak ta proteinler kullanılmaktadır. Karbonhidratlara öncelik verilmesi, karbonhidratların çok kısa zamanda enerjiye dönüşme kabiliyetinden dolayı son derece önemlidir. Karbonhidratlar 20 dakikadan 4 saate kadar varan sürelerde çok kolay şekilde sindirime uğrayarak mide ve bağırsaklardan emilir. Takibinde kana karışarak kan yolu ile hücrelere gider ve enerji açığa çıkarmak üzere oksijenle bu hücrelerde yakılır. Metabolizmalarının bu derece kolay olması ve kısa zamanda enerji açığa çıkarmaları dolayısı ile vücutta enerji biriktirerek sonradan yağa dönüşmeleri ve vücutta yağ şeklinde depo edilmeleri riski yağlarla karşılaştırıldığında son derece azdır. Yağlar mide ve bağırsak kısmına ulaştığında suda dolayısı ile kanda çözülme yetenekleri olmadığından, kana geçebilmek için mide ve bağırsak yüzeyindeki lipoprotein yapıdaki taşıyıcılara tutunurlar. Onlarla kana geçtikten sonra bir müddet kan yolu ile vücudu dolaşır ve bu lipoprotein yapısındaki taşıyıcılardan albumin adı verilen başka bir taşıyıcıya aktarılırlar. Bu taşıyıcılarla hücreye gelen yağlar, bu seferde albumin'den karnitin ve amin adlı diğer özel taşıyıcılara tutundukları halde hücre içine geçiş yapar ve hücrede yakılarak enerji açığa çıkartırlar. Kısaca bu açıklamadan da anlayacağınız üzere yağların sindirimi ve enerji açığa çıkarmaları son derece karışık, pek çok ara maddeye ihtiyaç gösteren, dolayısı ile de uzun zaman alan bir işlemdir. Karbonhidratlardan 4 saate kadar ki sürede enerji almanız mümkünken, yağlardan enerji alabilmeniz en erken 4 saatten başlar ve bir güne bazen 2 güne kadar uzayabilir. Bu arada siz, acıktığınız için tekrar yemek eğilimine girersiniz, bu yediklerinizde yağlı ise onunda enerji açığa çıkarması bir o kadar uzun sürecektir. Enerjinin yağlarla ortaya çıkartılması ve dışarı atılması çok uzun sürdüğünden ve siz bu esnada başka yağlı maddeler tüketmeye devam ettiğinizden vücudunuzda mutlaka enerji birikimi yani kalori birikimi olur. Fazla kalori doğrudan yağ şeklinde depo edileceğinden dolayı bu tür bir yağlı beslenme ile hem vücudunuz hem de siz fark etmeden iç organlarınız özellikle de karaciğer ve böbreğiniz yağlanacaktır. Konumuzun böbrek yetmezliği ve gıda olduğu dikkate alındığında yağlı beslenmenin öncelikle bu açıklamaların ışığında yağlanmaya neden olarak böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceği sonucuna varıyoruz. Buna karşılık, karbonhidratlar bir sonraki gıda tüketimine kadar zaten enerjiye dönüşerek vücuttan atılabildiğinden, kalori birikmesi yani yağlanmaya neden olmuyor. Dolayısı ile böbrek yetmezliğinde karbonhidratlı yiyecekleri öneriyoruz. Ancak gerek şişmanlığa karşı ve gerekse de böbrek yetmezliğinde karbonhidratları önermenin önemli bir ayrıntısı var ki onun mutlaka altını çizmek zorundayım. Her ne kadar karbonhidratların kısa sürede ve kolaylıkla enerjiye dönüşerek vücuttan atılması gibi bir avantajı varsa da bu durum onların normal miktarlarda alımlarında söz konusudur. Karbonhidrat kolay yakılır ve enerjiye dönüşür mantığı ile abartılı, çok büyük miktarlarda karbonhidrat tükettiğiniz takdirde vücutta kalori birikmesi olabilecek ve bu fazla kalori yağa dönüşerek yağlanma yapabilecektir. Benim burada belirtmek istediğim asıl önemli nokta, yağ ve karbonhidratların eşit miktarlarının yağlanma yönünden karşılaştırması şeklindedir. Yoksa karbonhidratı da çok fazla, abartılı tüketmekle rahatlıkla yağlanabilir yani şişmanlayabilirsiniz.
Böbrek yetmezliğinde karbonhidratlarla ancak fazla değil normal miktarlardaki karbonhidrat beslenmesi ile belli bir rahatlama elde edebilirsiniz. Bu arada karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye geçerken protein miktarı yüksek gıdaları da kesmek şartını aklınızdan çıkartmayın. Böbreğinizden çekiniyor, herhangi bir böbrek probleminiz olduğunu düşünüyorsanız, yada tıbbi tetkiklerle teşhis edilmiş bir böbrek yetmezliği yada hastalığı varsa mutfağınızı karbonhidrat ağırlıklı ve mümkün olduğunca protein içermeyen gıdalarla donatmanız gerekecektir. Protein neden böbrek yetmezliğinde istenmiyor? sorusunun cevabına gelince. En başta da değindiğim üzere, oksidasyon neticesindeki iltihap yapıcı maddeler, tuz ve şekerin fazlası ve bazı mineraller uzun süre yetersiz su tüketimi ile de birleşince böbreğin süzme işlemini yapan kanalcıklarının yüzeyinde birikerek tıkanmalara neden olabiliyordu. Bu durumun böbrek yetmezliğindeki asıl hazırlayıcı, yapıcı etken olduğunu belirtmiştim. İşte böbreğin süzme işlemi yapan kanalcıklarının yüzeyinde biriken bir diğer önemli madde grubu da protein sindirimi sonucu oluşan azotlu maddelerdir. Proteini ne kadar fazla tüketirseniz, bunların sindiriminden açığa çıkan azotlu maddeler de o derece fazla olacak, bunlar da böbrek kanallarında birikerek böbrek yetmezliğini o derece daha fazla kötüleştirecektir.
Proteinin kesilmesi derken, bunun pratikte yapılması tam olarak mümkün değildir. Zira bir çok gıda maddesi az yada çok protein içermektedir. Burada belirtmek istediğim nokta, protein alımının mümkün olduğunca kısıtlanmasıdır. Normal bir insan 1.0-2.0 g/Kg vücut ağırlığı kadar günlük protein ihtiyacına sahipken, böbrek yetmezliği ve hastalığı olan kişilerde bu oran 0.5-0.7 g/Kg vücut ağırlığı şeklinde daha düşük olmalıdır.
Yukarıda da ifade ettiğim üzere böbrek yetmezliği durumunda günlük su tüketimini mutlaka 1.5-2 litre civarlarında gerçekleştirmek gerekir. Böbrek yetmezliğine karşı korunmak ve bu tür bir durumla karşılaşmamak istiyorsanız tüm yaşam boyunca ve her gün 1.5-2 litre su tüketimini gerçekleştirmek zorundasınız.
Böbrek yağlanmasının böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceğinden bu nedenlede vücutta kalori birikmesinden diğer ifade ile vücuda aşırı kalori yüklenilmesinden kaçınılması gerektiğinden bahsetmiştim. Vücut kitle indeksiniz 27 den fazla ise günlük kalori alımınızın 30-40 Kcal/Kg arasında olmasına ve bu miktarı aşmamasına dikkat edin(Vücut kitle indeksi: vücut ağırlığınızı Kg olarak tartıyorsunuz. Boyunuzu metre olarak ölçüp kendisi ile çarpıyorsunuz. Sonra da vücut ağırlığınızı boyunuzun karesine bölerek vücut kitle indeksi'nizi belirlemiş oluyorsunuz).
Böbrekler sadece kanın temizlenmesi işleminde değil, aslında dolaylı olarak, ancak çokta etkili olarak kemiklerin sağlamlığında rol oynar. Böbrekler, kemiklerin dayanıklılığında asıl etken madde olan kalsiyum'un bağırsaklardan emilimini sağlayan vitamin D3'ün yapımı ile görevlidir. Böbrekler bu vitamini yapamadığı takdirde, kalsiyum yeterince bağırsaklardan emilerek kana karışamayacak, böylelikle böbrek yetmezliğine bağlı kemik erimesi riski artacaktır. Aynı şekilde, kalsiyum sadece kemik yapısı için değil, kalbin çalışması için de gerekli bir mineraldir. Kalsiyum sayesinde kalp kası lifleri birbirleri üzerinde kayar, yani kasılma olayı olur. Aynı şekilde kalsiyum sayesinde birbirlerinden ayrılmaları sonucunda kalp kası gevşer. Kısaca kalp kasının kanı pompalamak üzere her bir kasılıp gevşemesi kalsiyum'a ihtiyaç gösterir. Buradan yola çıkarak, böbrek yetmezliğinin kalp yetmezliği riskini de beraberinde getirdiği sonucuna varıyoruz. Maalesef böbrek yetmezliği bir şekilde uzun süre tedavi edilmemiş bireylerde, hem kemik erimeleri hem de kalp yetmezliklerini beraberinde getiren yapıcı bir neden olarak karşımıza çıkmakta. Kalsiyum'un emilimine dolaylı yönden katkıda bulunan böbrekler, özellikle fosfor mineralinin emilimini de aynı şekilde düzenler. Hatta kemiklerin sağlamlılığı ve kalp kasının ritmik çalışmasında son derece önemli olan kalsiyum/fosfor oranını da ayarlayan organ böbrektir. Böbrekler bu işlevlerini paratiroid hormonla yapar. Paratiroid hormon, kemiklerden kalsiyum'u ayırırken fosfor'un idrarla atımı hızlanmış olur. Böbrek yetmezliğinde de genellikle bu durum söz konusudur. Öncelikle böbrekler tam verimli çalışamadığından D3 vitamini yeterli oranda yapılamaz ve kalsiyum yeterli oranda kana karışıp kemiklere gidemez. Kemiklerdeki bu şekilde ortaya çıkan kalsiyum açığını gidermek amacıyla paratiroid hormon salgılanır ve bu hormon kanda eksilen kalsiyum miktarını kemiklerden çekerek sağlamaya çalışır. Yani kalp ve kanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum, böbrek yetmezliğinde yeterli oranda mide ve bağırsaklardan emilemediğinden, kan ve kalbin kalsiyum miktarını düşürmektedir. Kalp ve kanın kalsiyum düzeyini tekrar yükseltmek amacıyla paratiroid hormon devreye girerek kemiklerden kalsiyum'u çekmekte ve kana göndermektedir. Bu durum hem ciddi anlamda kemik erimesi riskini ortaya çıkarmaktadır hem de kemik erimesini daha da olumsuzlaştıracak fosfor eksikliği riskini. Zira kalsiyum'un kemiklerden kana karışması idrarla fosfor'un dışarıya atılmasını hızlandırır ki bu durum böbrek yetmezliğinde sıkça karşılaşılan fosfor eksikliğinin de nedenidir. Bu yüzden böbrek yetmezliğinde fosfor yönünden zengin gıdaların alımına önem vermek gerekir. Yani kuru baklagil, tahıl ve kuru meyveyi bol miktarda tüketmek sadece karbonhidratla böbrekleri desteklemek açısından yararlı olmayacak, aynı zamanda böbrek yetmezliği ile ortaya çıkan fosfor açığının da kapanmasına yardımcı olacaktır. Böbrek yetmezliğinde fosforla birlikte kalsiyum ve magnezyum'un da düştüğü dikkate alındığında bu minerallerce zengin gene tahıl, kuru baklagil, kuruyemiş, yeşil yapraklı sebze, yeşil biber, limon, portakal, çilek, soya, brokoli tüketimine önem vermek yararlı olacaktır.
Mümkünse günde 2 litrelik su tüketiminin %5 şekerli su şeklinde yapılması böbreğin enerji ihtiyacını gidermesi açısından da son derece yararlı olacaktır.
Böbrek yetmezliğine kılıf hazırlayan başlıca etkenler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır. Mümkün olduğunca bu yapıcı etkenlerden uzak durarak yada bunları kontrol altına alarak böbrek yetmezliğine karşı kendinizi savunun.
· Parasetamol içeren ilaçların sık kullanımı.
· Mantar zehirlenmeleri
· Kalıcı diş eti iltihaplanmaları
· Kalp ve damar hastalıkları
· Kansızlık
· Stres
· İç ve dış kanama
· Yetersiz su tüketimi
· Trauma
· Fazla fosfor, sodyum, klor alımı(fazla şeker ve tuz tüketimi)
· Fazla protein tüketimi
· Yetersiz potasyum alımı
· Çok fazla asit içeren gıdaların tüketimi(kola, soda v.b.)
Böbrek yetmezliği ve hastalıklarına karşı korunmada mutfağınızda bol miktarda bulundurmanız ve tüketmeniz gerekenler;
Brokoli Pırasa
Brüksel lahanası Mercimek
Ispanak Yeşil biber
Karnıbahar Maydanoz
Beyaz lahana Keçi boynuzu
Taze bakla Havuç
Bezelye Enginar
Nohut Kereviz
Marul
Patates
Fasulye
Kuru meyve
Çilek
Böğürtlen
Buğday
Yulaf
Mısır
Pirinç
Soya
Uzak durulması gerekenler:
Et
Süt
Et ürünleri(pastırma, salam, sosis vb.)
Süt ürünleri(peynir, yoğurt vb.)
Tütsülenmiş ürünler
Kürlenmiş ürünler(hazır turşu vb.)
Fermente ürünler
Asitli ürünler(kola, soda gibi)
Kabartma tozu
Tuz, şeker
Kraker
Cips
Mayonez
Hazır domates sosları
Domates ezme
Domates
Balık
Fındık
Fıstık
Çay
Kahve
Kakao
(Çay, kakao, domates, ketchup, domates sosu, domates suyu, fındık, fıstık, balık, kahve, şeftali, mango, kayısı, et, balık, tavuk potasyum yönünden zengin olduğundan alınmayacaktır. Potasyum'un yetersizliği böbrek yetmezliğinde bir etken olmasına karşılık, böbrek yetmezliği başladığında potasyum'ca zengin gıdaların önerilmemesinin nedeni alınan potasyum'un kalsiyum ve fosfor kaybını hızlandırmasındandır. Böbrek yetmezliğinde zaten önemli bir kalsiyum, fosfor ve magnezyum açığı vardır. Potasyum alınarak bu açıklar daha da artar ki bu durum, kemik ve kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkmasında önemli bir risktir. -
14 August 2013 Wednesday 22:33:41
Benim canım da protein tozu istedi bu saatte nerden bulurum ben protein tozunu :)))))
-
14 August 2013 Wednesday 22:00:36
@semchenko ahahahahaha:)))) yok ben hiç yememeye karar verdim:) ama protein tozu kas yapmak için değil mi?
-
14 August 2013 Wednesday 21:57:02
@busrabulun "Protein tozu ile ye " diyecem olmayacak :) :) :) ...
-
14 August 2013 Wednesday 21:39:53
Kullanılan bütün ilaçlar yapaydır; insanın hedeflenen organına ve hastalığına tedavi sağlarken, kim bilir neresini rahatsızlandırıyordur... Kullanılan deterjanlar, halı yıkama şampuanları, sabunlar, saç şampuanları, deodorantlar, el-yüz kremleri, saç boyaları da böyledir... Solunan hava birçok zararlı gaz içermektedir... İçilen su başta klor olmak üzere çok sayıda kimyasal madde barındırmaktadır... Kullanılan elektronik aletlerin yaydığı radyasyondan bahsetmeye gerek bile yok... Eğer dağ başında bir köyde yaşamıyorsanız organik ve doğal beslenme güzel bir hayaldir :)... Spor yapan ve bir amacı olan bir kişiyseniz araştırarak, konuyla ilgili uzmanların görüşünü alırsanız göreceksiniz suplementler (benim için protein tozu :) ) olmazsa olmazınızdır... Herşeyin sağlıklısı ve sağlıksızı olabildiği gibi, protein tozunun da sağlıklı ve sağlıksızı vardır... Önemli olan doğru ve sonuç aldıran ürünleri kullanmaktır... Hareket + Protein = Kas Yapımı... Herkese Selamlar...
-
14 August 2013 Wednesday 21:01:22
Bu arada arkadaşlar supplementlerle ilgili bir şey de ben eklemek istiyorum. Protein tozu hakkında bilgim yok ancak zamanında 2 yıl kadar önce zayıflamak için hırs yapıp iki zayıflama hapı birden kullanmıştım. Evet yalan değil 63 kilodan 52 kiloya bir ay gibi kısa bir zamanda düşmüştüm ancak kansızlık idrar yolları iltihaplanması böbrek suyu yetersizliği tansiyon kalp çarpıntısı gibi bir sürü şikayetim de -ki bunlardan bir çoğu hala devam etmekte- beraberinde gelmişti. size gerçekten şunu söyleyebilirim ki ben zayıflama haplarının şanslılarındandım. Ki benim kadar ucuz kurtulmayanların sonu ölüm veya felç olabiliyor. Demek istediğim herşeyin doğal yolla olanı güzel. Mesela uludağ limonatanın 0 şekersiz limonatası sadece 1 kalori ancak içindeki aspartam maddesi o kadar yüksekki felç yapabiliyor. Anlatabilmişimdir umarım. İyi akşamlar.
-
14 August 2013 Wednesday 20:10:59
Protein kasın yapı taşıdır... Protein tozu özel sentezlenmiş üründür; kalitelisi vardır kalitesizi vardır... Protein tozu milyon dolarlık, sağlığını yaptığı sporla kazanan ve sürekli doping kontrolünden geçen sporcuların destek ürünüdür; sağlıksız yada zehirli değildir... Protein tozunu yani yoğunlaşmış proteini streoidle karıştırmamak lazım; streoid kısa sürede balon gibi Michelen tekeri gibi kas yapar ama karaciğere olumsuz etkileri vardır... Ben inanmadığım, sonucunu görmediğim şeyi burada yazmam; kelimeleri cümleleri seçerek kullanır; noktalama işaretlerine bile uyarım :)... Altta yazdığım yazı uzun araştırmaların ve uygulamaların sonucudur... Kilo vermenin şartları belli: Belli aralıkta kalori takibi ve spor... Spordan fayda sağlamanın yolu belli: Kas yapımı yani yağların yerini proteinlerin alması... Hızlı kas yapımının yolu belli: 2 günde 1, 1 saat spor ve spor öncesi ve sonrası protein tozu alımı... Bunu uygulayan herkes sonuca ulaşır... Burada yazdıklarımı insanlar okusun, bilhassa gençler "özensin" ve "doğru olanı yapsın, yaşasın" diye yazıyorum... Tabi bunları yapmak sabır ve irade ister... Bir kere spor yapmayı doğru spor yapmayı istemeyen birisi ne yaparsa yapsın kilo vermede kilo korumada zorlanır... Mısır püskülü suyu, kiraz sapı suyu, yeşil çay ve diğer aktar ürünleri kalıcı kilo kaybını sağlamaz; böyle bir mucizevi formül yok... 3 Ara Öğün-3 Ana Öğün de uzun vadede uygulanamayacağına göre geriye benim taktik kalır... Ben yaptım oldu diye değil "doğru" olduğu için işe yarar bir düzen... Doktorlar da aynı şeyi yumuşatarak söyler çünkü ev hanımlarının spor yapmayacağını doktor benden iyi bilir; o yüzden her gün 1 saat yürüyüş der... Yazım aslında her yaş grubuna ve herkese değil kilolarından kurtulmaya kesin karar vermiş, sporu hayatında uygulayabilecek kişilere yöneliktir... Hesaplama alanında Monotonu seçip sporla ilgilenmeyenler için bir anlam ifade etmemesi doğal... Herkese Selamlar... Uyguladığı diyette başarılar...
-
14 August 2013 Wednesday 18:55:10
Sevgili semchenko protein tozu zararli midir bilmem cunku ne doktorum ne de bilim adamiyim, ama alaninda bir profesor zararli diyorsa saygi duyarim, buna uyarim, internet yorumlarina gelince bugun ben internette bir urun satacak olsam bir aksamda altina sayilar dolusu ovgu icerikli mesaj yazarim arkadaslarima yazdiririm, bizim burda soylemek istedigimiz sey, paylasilanlar dogal seyler olmali yani hep boyleydi, ben 38 yasindayim bir haftadir yogun spor yapiyorum kaslarimda masallah bir kadinda olmasi gerektigi kadar, peynirimi sutumu baligimi ihmal etmiyorum, tahlil yaptiriyorum tek eksigim demir, once dogal yollardan almaya calistim eee yari vejeteryan olunca yiyemedik kanli kanli dalaklari tabii, aldim demir ilacini, yani insan birseyleri dogal yollardan alamiyorsa yapayina basvurmali, tabiiki yontemlerimizi paylasalim ama dogal olmayan seylere ozendirmeden yapalim bunu bence cunku cok genc arkadaslarda var bu sitede cabucak sonuca ulasmak icin heyecanlanabilirler. Bu protein tozunu yegenlerim kullaniyor vucut yapmak icin, cok kisa surede michelin lastiklerinin maskotu gibi oldular bu mu saglikli olan, ben katilmiyorum bu da benim fikrim.
-
14 August 2013 Wednesday 18:00:35
Elbette ki protein tozları zararlı, ben de zaten zararlı olduğu için alıyorum :)... Arkadaşlar... Her şey araştırmayla ve kullanınca oluşan etkileri gözlemleme ile anlaşılır... Protein tozu ile ilk ilgilenmeye başladığımda ben de doğal olarak hemen sağlığa etkisini araştırdım... Sürekli yaptığım spordan daha fazla ve istenilen düzeyde fayda sağlamak için epey bir internet sayfası karıştırdım... İnsan pazardan patates alırken bile pazarın diğer ucuna kadar gidip araştırıyorken :) vücuduna daha derin etkileri olabilecek bu tip maddeleri araştırmadan almaz; en azından akıllı insanlar böyle yapar...
PROTEİN TOZUNU KİMLER KULLANIR?
Gördümki başta vücut geliştirme sporuyla uğraşanlar olmak üzere, TV'de izlediğimiz futbolcu, basketçi, yüzücü, koşucu vs. tüm sporcular ihtiyaçları olan kas gücüne ve kuvvete, sadece antreman yaparak değil, beslenme düzenlerini ayarlayarak ve etkili protein alımını doğru şekilde yaparak ulaşırlar; sporcu için en önemli şey, kas ve oksijen kapasitesidir... Keza mankenler, pop starlar, film yıldızları sahip oldukları etkileyici vücuda spor düzenine dikkat ederek ve protein ağırlıklı doğru beslenmeyi gerçekleştirerek ulaşırlar... Bu bahsettiğimiz kişiler milyon dolarlık insanlar ve sağlıkları ile bizden kat ve kat daha yakından ilgilenilen insanlar... Ben bir protein tozunu almadan önce kaç site dolaşıp, kaç farklı protein tozu için, kaç kullanıcı yorumu okudum bir bilseniz... Gerek vücuda etkisi, gerekse de miktar/fiyat bazında derin bir araştırma yaptım... Sonuçta para veriyoruz ve bir etki bekliyoruz; bir kutusu için verilecek para da aktardan alınacak yeşil çay ve kekiğe göre de kat ve kat fazla :)... Para artınca
doğal olarak beklenti de artıyor... O yüzden doğru markayı bulmak zaruret...
PROTEİN TOZU NEDİR? NASIL KULLANILIR?
Biraz da protein tozunun yapısından daha doğrusu bilhassa spor yaparak kaslı veya fit bir vücuda sahip olmak isteyenler için tercih ediliş sebebinden bahsedeyim... Proteince zengin olan peynirin peynir altı suyunun damıtılması sonucu oluşan protein tozunun özelliği tabiki çok yoğun protein içermesi ve kolayca kana geçip süratle kaslara ulaşarak, kasların enerji ihtiyacının proteinden alınmasını sağlayıp, bilhassa spor sonucu aç kalan metabolizmanın açlığını kasları yıkarak almasının önüne geçmektir; çünkü vücut aç kaldığında açlığını gidermek için maalesef yağdan önce proteine yönelecektir... Protein tozunun rağbet görmesinin sebebi de budur: Hızla kana karışıp spor sonucu oluşan açlıkta kasların kaybedilmesini engelleyip açlığın protein tozuyla karşılanması mantığıdır. Protein tozu 2 bölüm olarak alınır: 1. Kısım: Spor anındaki enerjiyi proteinden sağlamak için ve kas depolarını protein ile doldurmak için sportif aktiviteden 1 saat önce alınır. 2. Kısım: Spordan hemen sonra alınır ki bunun amacı da spor sonucu yapılan kasların spor sonucu oluşacak açlık ile yıkılmasını engellemek içindir... Bilinen en önemli DOĞAL protein kaynağı yumurtadır; daha doğrusu yumurtanın beyazı; akı... Buraya dikkat edin: Kaç kişi spor yaptıktan hemen sonra çiğ yumurtanın akını içebilir? Kaç tane içebilir? 1 mi 2 mi? Bu içilen daha doğrusu vücuda alınan protein miktarı, spor sonucu oluşacak açlığı doyurmada yeterli olacak mı? Peki bu içilen yumurta akı ne kadar sürede vücutça emilip kasa ulaşır... Muhtemelen 2 saat... Kas kaybına uğranılmaması için optimum proteini acaba bu şekilde alayabilir misiniz; bence şüpheli... Keza süt diyelim... O zaman hangi marka süt; çünkü her markanın protein, yağ, karbonhidrat, su miktarı farklı... Oysaki her Protein tozu kutusunda Protein-Yağ-Karbonhidratın yanında diğer spor destek maddelerinin yüzdeleri açıkça belirtilir; biraz da buradaki Protein yüzdesi belirler Protein tozunun kalitesini...
PROTEİN TOZLARINA DAİR ÖNYARGILAR
İnsan için sağlığı paha biçilmezdir; vücuduna aldığı besinlere dikkat etmeyen insanlar sonra çok üzüntü ve acı çeker... Bir maddenin zararlılığını kendi özelliği kadar, alınan miktarı da belirler... Tüm protein tozları zararlıdır diyen kişi kesin bir önyargı içindedir; doktor olması, ünlü bir doktor olması, önyargısız ve herşeyi araştırıp inceleyerek konuştuğunu göstermez; çünkü böyle bir tesbit için tüm protein tozlarını hiçbir rahatsızlığı olmayan insanlar üstünde deneyip bozulmayı görmüş olmalı ve deney anında da diğer çevre şartlarını da stabil tutmuş olmalı... Her protein tozu markası sağlıklı ve faydalıdır diyen için de aynı şey geçerli... Öyleyse faydalı ve zararlı olanları, hiç kullanmadan ayırdedebilmek ve faydalı olanları kullanmak bize istediğimiz sonucu verecektir... Peki bunu nasıl sağlıyacağız?... İnternetten araştırıp ilgilendiğiniz markalar ile ilgili kullanıcı yorumlarını inceleyerek, bu bilgiye internetten belli bir sürede ulaşabilirsiniz... Böylece paranızı ve sağlığınızı da tehlikeye atmamış olursunuz... Ayrıca belli markaların taklitleri de olabileceği için aynı ürün için aşırı fiyat farkı varsa ucuza satandan şüphelenmek gerek... Protein tozları ve bu tip sağlık destek ürünleri spor hekimleri ve diyetisyenlerce iyi bilinmesine rağmen, halkımızdan bu şekilde rağbet gelmediği için ve halkımızda genelde spor yapmaktan ziyade yediklerini ayarlayarak kilo vermeye çalıştığından diyetisyenler hemen size yediklerinizle ilgili bir öğün ayarlaması yapar... Bu öğün ayarlaması klasiktir "3 Ara Öğün-3 Ana Öğün"... Bence diyet zaten burada patlar; çünkü kimse 3 Ana-3 Ara öğünü ömür boyu takip edemez; bu mantıkla bir kişi sürekli yemek yiyerek gününü geçirecektir. Bu
durumda da 3 Ana Öğün-3 Ara Öğün zamanla 6 Ana Öğüne dönüşür :)... Oysa Kalori İhtiyacı kadar kalori almak ve Spor öncesi protein alımı, sonrasında spor ve spor sonrası protein alımı mantığı kilo verme ve koruma düzeninde yerleştirilebilirse, insanlar İdeal Kilosuna optimum sürede ulaşır ve kalıcı olarak bu değeri koruyabilir...
SONUÇ OLARAK: Ben 80 günde 15 kilo vermiş 32 yaşında bir erkeğim... Günde 1500-1600 kaloriyi ayda ortalama olarak takip ediyorum... 2 günde 1, 1,5 saat spor yapıyorum ve antreman öncesi ve sonrası protein tozu alıyorum. Bu şekilde de devam etmeye kararlıyım... Ne açlık sorunu çekiyorum, ne de herhangi bir sağlık sorunum var... Benim kilo verme ve beslenme sistemim bu... Aslında burada herkes kendi kilo verme düzeni ile ilgili bilgi alış-verişi yapıp birbirine faydalı olmaya çalıştığına göre ben de nasıl bir yol tuttuğumdan bahsedeyim dedim... Kilo vermede bu da bir yoldur yani; bir ev hanımına uymayabilir ama ilgilenen varsa bilgi verir... Test edildi; onaylandı :) ... Herkese Selamlar...