Mesaj Panosu
-
-
-
22 April 2014 Tuesday 18:36:19
Böbrek yetmezliğine karşı doğru gıdaları alarak nasıl korunmamız gerektiğini yada böbrek yetmezliğinde nasıl beslenilmesi gerektiğini anlayabilmek için öncelikle böbrek yetmezliğinin ne olduğu ve nasıl geliştiğini bilmek zorundayız.
Böbrek yetmezliği kronik ve akut böbrek yetmezliği olmak üzere iki şekilde gelişir. Akut böbrek yetmezliği daha yeni oluşmuş, üzerinden uzun zaman geçmemiş olan ve doğru beslenme ile tıbbi müdahaleler yapıldığında tekrar böbreğin eski işlevine kavuşabildiği yetmezlik durumunu ifade eder. Buna karşılık kronik böbrek yetmezliğinde böbrek dokudaki yıkımlanma, hastalığın üzerinden çok daha uzun zaman geçmesine bağlı olarak ilerlemiştir. Çok ileri bir yıkımlanmada böbrek işlevini yerine getiremeyeceğinden, onun işlevini üstlenmek üzere dializ aletine ihtiyaç duyulabilir. Ancak her kronik böbrek yetmezliği dializ aletini gerektirmez. Bazen böbrek dokudaki yıkımlanmanın derecesine bağlı olarak tıbbi müdahaleler ve gıda desteği olumlu sonuç verebilir.
Akut yada kronik böbrek yetmezliklerinde nedenler birbirine benzer, çoğu durumda da aynıdır. Böbrek dokusu, içinde bir yün yumağı gibi dolanmış ve çok ince olan çok sayıda süzme işlevi ile yükümlü kanalcıklar ihtiva eder. Bu kanalcıklardan kan geçerken içindeki toksik zararlı maddeler, sodyum, kalsiyum, fosfor gibi minerallerin ve bikarbonatın fazlası, zararlı mikroplar ve bunların atıkları tutulur. Kalan temiz kan ise tekrar bu kanallardan kan damarlarına ve oradan da kana karışır. Tutulan zararlı maddeler ve atıklar gene böbrek dokuya kandan gelen suyun bir kısmı ile karıştırılarak idrar oluşturulur. Bu idrarın büyük bir kısmı idrar kanalları ile dışarı atılmak üzere yol alırken az bir kısmı da daha sonradan atılmak üzere idrar kesesinde toplanır. Bu açıklamadan ve bilgilerden anlayacağınız üzere ne kadar fazla sodyum, bikarbonat, potasyum ve klor alırsanız, gıdalarla yada vitamin-mineral tabletleri ile, o kadar fazla böbreklerin süzme işlemi yapmasına ve böbrek dokunun o kadar fazla yorulmasına neden olmuş olursunuz. Bu durumda, yani fazla mineralin süzülme sonrası idrar kanallarında birikmesi neticesinde ne olur? sorusuna gelince, kolaylıkla tahmin edeceğiniz üzere daha sonradan alınan gıdalar ve de meydana gelen rahatsızlıklar sonrasında başka mineral ve zararlı toksik maddeler de bu kanallardaki birikmiş maddelerin üzerine eklenerek kanalların iyice daralmasına veya tıkanmasına neden olacaktır. Kısaca fazla mineral alımı ve oluşan hastalıklar, zararlı iltihap yapıcı maddelerin ve fazla minerallerin böbrek süzme kanallarında birikerek bu kanalları tıkama veya daraltmasıyla böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir.
Böbrek dokusu içindeki bu kanalların yüzeylerinde biriken ve onları tıkayan, sadece mineral fazlası ve toksik iltihap yapıcı maddeler değildir. Aynı zamanda fazla ve sürekli alınan proteinler de sindirim ve parçalanmalarını takiben toksik azot içeren zararlı maddeler açığa çıkartırlar ki bu maddeler de bu kanalcıkların yüzeyinde birikerek böbrek yetmezliğine neden olur. O halde proteinin fazla miktarlarda ve uzun süreli alımı diğer pek çok hastalıkta olduğu üzere böbrek yetmezliğinin de önemli bir sebebi olmaktadır.
Yukarıdaki bilgilerin ışığı altında böbrek yetmezliğine neden olan gıda kökenli maddelerin iki ana grupta toplandığını görüyoruz.
1. Fazla miktardaki sodyum, klor, potasyum, kalsiyum ve fosfor.
2. Fazla ve uzun süreli protein alımı ve bunların parçalanması sonrasında açığa çıkan azot içeren toksik maddeler.
Özellikle potasyumun fazlası kalp doku içindeki kanın daha çok pıhtılaşmasına neden olarak dolaşım bozukluğuna neden olabilmekte, bu durumda böbreklere daha zor ve daha az kan gelmekte ve böbrek doku bu şekilde tahrip olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında aynen potasyum fazlalığı gibi dolaşım bozukluğuna neden olan kalp ve damar hastalıkları neticede böbrek dokuya yeterli kanı yani oksijen ve besin akımını engelleyerek az yada çok böbrek hasarı meydana getirebilmektedir.
Sodyum ve klor'un yani tuzun bulunduğu gıdaların tüm hayat boyunca günde 2 gram'dan fazla olmamasına dikkat edin. Bu husus, yukarıda da değindiğim üzere böbrek sağlığınız için son derece önemlidir. Dolayısı ile tuzun fazla olduğu
Fast food ürünleri,
Ketchup
Pastırma
Salam
Sosis
Sucuk
Turşu
Soya sosu
Cips
ve
Kraker gıda maddelerinin tüketiminden ya kaçının ya da bunların tüketimini azaltın.
Yüksek potasyum miktarı ile dolaşım bozukluğuna neden olan ve böbrekleri tehdit eden;
Domates
Hazır domates sosları(Ketchup)
Domates sosları
Kayısı
Şeftali
Kahve
Kakao
Çay tüketiminden ya kaçının yada bunların tüketimini azaltın.
Fazla ve uzun süreli protein ağırlıklı beslenme doğrudan böbrek yetmezliği riskini artırdığından;
Et
Tavuk
Balık
Yumurta
Fındık
Fıstık
Süt ve süt ürünleri
gibi proteinli maddeleri özellikle böbrek yetmezliğiniz ciddi boyutlarda ise kesin. Her zaman belirttiğimiz üzere otuzlu yaşlardan sonra vücudunuz gelişimini tamamladığından dolayı yağsız(light) süt ve süt ürünleri kemik erimesine karşı olmak üzere tüketilmeye devam ederken diğer et, kanatlı eti, sakatat gibi proteinli gıdaları mümkün olduğunca mutfağınızda azaltma yoluna gidin. Ortaya çıkabilecek protein açığını baklagiller, hububatlar, yeşil yapraklı sebzelerden karşılayabilirsiniz. Böbrek sorunu yoksa balık ve light sütü ihmal etmemeniz son derece önemlidir. Unutmayın.!
Böbrek dokunun süzme işlevi ile görevli çok sayıda ince kanalcıklarla dolu olduğunu ve bunların daralması veya tıkanmasının böbrek yetmezliğini oluşturduğunu hatırlatmak istiyorum. O halde bu kanalların yüzeylerinin temizlenmesi özellikle bu yüzeylerde biriken ve tıkanmaya sebeb olan kalıntıları da uzaklaştıracağından son derece önemlidir. Hatta böbrek yetmezliğinden korunmada en etkili olanlardan biridir. Bu kanalların yüzeyindeki tıkanma veya daralmaya neden olan atıkları yıkayarak dışarı atacak ve kanalları adeta temizleyebilecek madde nedir? sorusuna gelince bu madde sudur. Çoğumuzun hep ertelediğimiz, sadece susayınca içtiğimiz dünyanın en yararlı maddelerinden birisi olan su. Çoğu kez bu maddeyi susadığımızda kullanıyoruz. Oysa susama hissi en son safhada, yani kandaki su miktarı iyice azaldığında, yani dehidrasyon durumunda ortaya çıkıyor. Bu zamana kadar böbrek kanalcıklarının yüzeyi zaten zararlı maddeler ve minerallerle çoktan kaplı hale gelmiş oluyor. İşte bu nedenle susanıldığında değil, eşit aralıklarla ve bir gün içinde mutlaka 2 litre suyun tüketimi, öncelikle böbrek yetmezliğine karşı korunmak açısından önemli olmaktadır.
Ciddi böbrek yetmezliğinde proteinlerin vücut içinde yıkımlanmasını engellemek için karbonhidrat alımına önem verilmesi gerekir. Zira enerji için önce karbonhidratlar, sonra yağlar ve en son olarak ta proteinler kullanılmaktadır. Karbonhidratlara öncelik verilmesi, karbonhidratların çok kısa zamanda enerjiye dönüşme kabiliyetinden dolayı son derece önemlidir. Karbonhidratlar 20 dakikadan 4 saate kadar varan sürelerde çok kolay şekilde sindirime uğrayarak mide ve bağırsaklardan emilir. Takibinde kana karışarak kan yolu ile hücrelere gider ve enerji açığa çıkarmak üzere oksijenle bu hücrelerde yakılır. Metabolizmalarının bu derece kolay olması ve kısa zamanda enerji açığa çıkarmaları dolayısı ile vücutta enerji biriktirerek sonradan yağa dönüşmeleri ve vücutta yağ şeklinde depo edilmeleri riski yağlarla karşılaştırıldığında son derece azdır. Yağlar mide ve bağırsak kısmına ulaştığında suda dolayısı ile kanda çözülme yetenekleri olmadığından, kana geçebilmek için mide ve bağırsak yüzeyindeki lipoprotein yapıdaki taşıyıcılara tutunurlar. Onlarla kana geçtikten sonra bir müddet kan yolu ile vücudu dolaşır ve bu lipoprotein yapısındaki taşıyıcılardan albumin adı verilen başka bir taşıyıcıya aktarılırlar. Bu taşıyıcılarla hücreye gelen yağlar, bu seferde albumin'den karnitin ve amin adlı diğer özel taşıyıcılara tutundukları halde hücre içine geçiş yapar ve hücrede yakılarak enerji açığa çıkartırlar. Kısaca bu açıklamadan da anlayacağınız üzere yağların sindirimi ve enerji açığa çıkarmaları son derece karışık, pek çok ara maddeye ihtiyaç gösteren, dolayısı ile de uzun zaman alan bir işlemdir. Karbonhidratlardan 4 saate kadar ki sürede enerji almanız mümkünken, yağlardan enerji alabilmeniz en erken 4 saatten başlar ve bir güne bazen 2 güne kadar uzayabilir. Bu arada siz, acıktığınız için tekrar yemek eğilimine girersiniz, bu yediklerinizde yağlı ise onunda enerji açığa çıkarması bir o kadar uzun sürecektir. Enerjinin yağlarla ortaya çıkartılması ve dışarı atılması çok uzun sürdüğünden ve siz bu esnada başka yağlı maddeler tüketmeye devam ettiğinizden vücudunuzda mutlaka enerji birikimi yani kalori birikimi olur. Fazla kalori doğrudan yağ şeklinde depo edileceğinden dolayı bu tür bir yağlı beslenme ile hem vücudunuz hem de siz fark etmeden iç organlarınız özellikle de karaciğer ve böbreğiniz yağlanacaktır. Konumuzun böbrek yetmezliği ve gıda olduğu dikkate alındığında yağlı beslenmenin öncelikle bu açıklamaların ışığında yağlanmaya neden olarak böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceği sonucuna varıyoruz. Buna karşılık, karbonhidratlar bir sonraki gıda tüketimine kadar zaten enerjiye dönüşerek vücuttan atılabildiğinden, kalori birikmesi yani yağlanmaya neden olmuyor. Dolayısı ile böbrek yetmezliğinde karbonhidratlı yiyecekleri öneriyoruz. Ancak gerek şişmanlığa karşı ve gerekse de böbrek yetmezliğinde karbonhidratları önermenin önemli bir ayrıntısı var ki onun mutlaka altını çizmek zorundayım. Her ne kadar karbonhidratların kısa sürede ve kolaylıkla enerjiye dönüşerek vücuttan atılması gibi bir avantajı varsa da bu durum onların normal miktarlarda alımlarında söz konusudur. Karbonhidrat kolay yakılır ve enerjiye dönüşür mantığı ile abartılı, çok büyük miktarlarda karbonhidrat tükettiğiniz takdirde vücutta kalori birikmesi olabilecek ve bu fazla kalori yağa dönüşerek yağlanma yapabilecektir. Benim burada belirtmek istediğim asıl önemli nokta, yağ ve karbonhidratların eşit miktarlarının yağlanma yönünden karşılaştırması şeklindedir. Yoksa karbonhidratı da çok fazla, abartılı tüketmekle rahatlıkla yağlanabilir yani şişmanlayabilirsiniz.
Böbrek yetmezliğinde karbonhidratlarla ancak fazla değil normal miktarlardaki karbonhidrat beslenmesi ile belli bir rahatlama elde edebilirsiniz. Bu arada karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye geçerken protein miktarı yüksek gıdaları da kesmek şartını aklınızdan çıkartmayın. Böbreğinizden çekiniyor, herhangi bir böbrek probleminiz olduğunu düşünüyorsanız, yada tıbbi tetkiklerle teşhis edilmiş bir böbrek yetmezliği yada hastalığı varsa mutfağınızı karbonhidrat ağırlıklı ve mümkün olduğunca protein içermeyen gıdalarla donatmanız gerekecektir. Protein neden böbrek yetmezliğinde istenmiyor? sorusunun cevabına gelince. En başta da değindiğim üzere, oksidasyon neticesindeki iltihap yapıcı maddeler, tuz ve şekerin fazlası ve bazı mineraller uzun süre yetersiz su tüketimi ile de birleşince böbreğin süzme işlemini yapan kanalcıklarının yüzeyinde birikerek tıkanmalara neden olabiliyordu. Bu durumun böbrek yetmezliğindeki asıl hazırlayıcı, yapıcı etken olduğunu belirtmiştim. İşte böbreğin süzme işlemi yapan kanalcıklarının yüzeyinde biriken bir diğer önemli madde grubu da protein sindirimi sonucu oluşan azotlu maddelerdir. Proteini ne kadar fazla tüketirseniz, bunların sindiriminden açığa çıkan azotlu maddeler de o derece fazla olacak, bunlar da böbrek kanallarında birikerek böbrek yetmezliğini o derece daha fazla kötüleştirecektir.
Proteinin kesilmesi derken, bunun pratikte yapılması tam olarak mümkün değildir. Zira bir çok gıda maddesi az yada çok protein içermektedir. Burada belirtmek istediğim nokta, protein alımının mümkün olduğunca kısıtlanmasıdır. Normal bir insan 1.0-2.0 g/Kg vücut ağırlığı kadar günlük protein ihtiyacına sahipken, böbrek yetmezliği ve hastalığı olan kişilerde bu oran 0.5-0.7 g/Kg vücut ağırlığı şeklinde daha düşük olmalıdır.
Yukarıda da ifade ettiğim üzere böbrek yetmezliği durumunda günlük su tüketimini mutlaka 1.5-2 litre civarlarında gerçekleştirmek gerekir. Böbrek yetmezliğine karşı korunmak ve bu tür bir durumla karşılaşmamak istiyorsanız tüm yaşam boyunca ve her gün 1.5-2 litre su tüketimini gerçekleştirmek zorundasınız.
Böbrek yağlanmasının böbrek yetmezliğini daha da kötüleştireceğinden bu nedenlede vücutta kalori birikmesinden diğer ifade ile vücuda aşırı kalori yüklenilmesinden kaçınılması gerektiğinden bahsetmiştim. Vücut kitle indeksiniz 27 den fazla ise günlük kalori alımınızın 30-40 Kcal/Kg arasında olmasına ve bu miktarı aşmamasına dikkat edin(Vücut kitle indeksi: vücut ağırlığınızı Kg olarak tartıyorsunuz. Boyunuzu metre olarak ölçüp kendisi ile çarpıyorsunuz. Sonra da vücut ağırlığınızı boyunuzun karesine bölerek vücut kitle indeksi'nizi belirlemiş oluyorsunuz).
Böbrekler sadece kanın temizlenmesi işleminde değil, aslında dolaylı olarak, ancak çokta etkili olarak kemiklerin sağlamlığında rol oynar. Böbrekler, kemiklerin dayanıklılığında asıl etken madde olan kalsiyum'un bağırsaklardan emilimini sağlayan vitamin D3'ün yapımı ile görevlidir. Böbrekler bu vitamini yapamadığı takdirde, kalsiyum yeterince bağırsaklardan emilerek kana karışamayacak, böylelikle böbrek yetmezliğine bağlı kemik erimesi riski artacaktır. Aynı şekilde, kalsiyum sadece kemik yapısı için değil, kalbin çalışması için de gerekli bir mineraldir. Kalsiyum sayesinde kalp kası lifleri birbirleri üzerinde kayar, yani kasılma olayı olur. Aynı şekilde kalsiyum sayesinde birbirlerinden ayrılmaları sonucunda kalp kası gevşer. Kısaca kalp kasının kanı pompalamak üzere her bir kasılıp gevşemesi kalsiyum'a ihtiyaç gösterir. Buradan yola çıkarak, böbrek yetmezliğinin kalp yetmezliği riskini de beraberinde getirdiği sonucuna varıyoruz. Maalesef böbrek yetmezliği bir şekilde uzun süre tedavi edilmemiş bireylerde, hem kemik erimeleri hem de kalp yetmezliklerini beraberinde getiren yapıcı bir neden olarak karşımıza çıkmakta. Kalsiyum'un emilimine dolaylı yönden katkıda bulunan böbrekler, özellikle fosfor mineralinin emilimini de aynı şekilde düzenler. Hatta kemiklerin sağlamlılığı ve kalp kasının ritmik çalışmasında son derece önemli olan kalsiyum/fosfor oranını da ayarlayan organ böbrektir. Böbrekler bu işlevlerini paratiroid hormonla yapar. Paratiroid hormon, kemiklerden kalsiyum'u ayırırken fosfor'un idrarla atımı hızlanmış olur. Böbrek yetmezliğinde de genellikle bu durum söz konusudur. Öncelikle böbrekler tam verimli çalışamadığından D3 vitamini yeterli oranda yapılamaz ve kalsiyum yeterli oranda kana karışıp kemiklere gidemez. Kemiklerdeki bu şekilde ortaya çıkan kalsiyum açığını gidermek amacıyla paratiroid hormon salgılanır ve bu hormon kanda eksilen kalsiyum miktarını kemiklerden çekerek sağlamaya çalışır. Yani kalp ve kanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum, böbrek yetmezliğinde yeterli oranda mide ve bağırsaklardan emilemediğinden, kan ve kalbin kalsiyum miktarını düşürmektedir. Kalp ve kanın kalsiyum düzeyini tekrar yükseltmek amacıyla paratiroid hormon devreye girerek kemiklerden kalsiyum'u çekmekte ve kana göndermektedir. Bu durum hem ciddi anlamda kemik erimesi riskini ortaya çıkarmaktadır hem de kemik erimesini daha da olumsuzlaştıracak fosfor eksikliği riskini. Zira kalsiyum'un kemiklerden kana karışması idrarla fosfor'un dışarıya atılmasını hızlandırır ki bu durum böbrek yetmezliğinde sıkça karşılaşılan fosfor eksikliğinin de nedenidir. Bu yüzden böbrek yetmezliğinde fosfor yönünden zengin gıdaların alımına önem vermek gerekir. Yani kuru baklagil, tahıl ve kuru meyveyi bol miktarda tüketmek sadece karbonhidratla böbrekleri desteklemek açısından yararlı olmayacak, aynı zamanda böbrek yetmezliği ile ortaya çıkan fosfor açığının da kapanmasına yardımcı olacaktır. Böbrek yetmezliğinde fosforla birlikte kalsiyum ve magnezyum'un da düştüğü dikkate alındığında bu minerallerce zengin gene tahıl, kuru baklagil, kuruyemiş, yeşil yapraklı sebze, yeşil biber, limon, portakal, çilek, soya, brokoli tüketimine önem vermek yararlı olacaktır.
Mümkünse günde 2 litrelik su tüketiminin %5 şekerli su şeklinde yapılması böbreğin enerji ihtiyacını gidermesi açısından da son derece yararlı olacaktır.
Böbrek yetmezliğine kılıf hazırlayan başlıca etkenler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır. Mümkün olduğunca bu yapıcı etkenlerden uzak durarak yada bunları kontrol altına alarak böbrek yetmezliğine karşı kendinizi savunun.
· Parasetamol içeren ilaçların sık kullanımı.
· Mantar zehirlenmeleri
· Kalıcı diş eti iltihaplanmaları
· Kalp ve damar hastalıkları
· Kansızlık
· Stres
· İç ve dış kanama
· Yetersiz su tüketimi
· Trauma
· Fazla fosfor, sodyum, klor alımı(fazla şeker ve tuz tüketimi)
· Fazla protein tüketimi
· Yetersiz potasyum alımı
· Çok fazla asit içeren gıdaların tüketimi(kola, soda v.b.)
Böbrek yetmezliği ve hastalıklarına karşı korunmada mutfağınızda bol miktarda bulundurmanız ve tüketmeniz gerekenler;
Brokoli Pırasa
Brüksel lahanası Mercimek
Ispanak Yeşil biber
Karnıbahar Maydanoz
Beyaz lahana Keçi boynuzu
Taze bakla Havuç
Bezelye Enginar
Nohut Kereviz
Marul
Patates
Fasulye
Kuru meyve
Çilek
Böğürtlen
Buğday
Yulaf
Mısır
Pirinç
Soya
Uzak durulması gerekenler:
Et
Süt
Et ürünleri(pastırma, salam, sosis vb.)
Süt ürünleri(peynir, yoğurt vb.)
Tütsülenmiş ürünler
Kürlenmiş ürünler(hazır turşu vb.)
Fermente ürünler
Asitli ürünler(kola, soda gibi)
Kabartma tozu
Tuz, şeker
Kraker
Cips
Mayonez
Hazır domates sosları
Domates ezme
Domates
Balık
Fındık
Fıstık
Çay
Kahve
Kakao
(Çay, kakao, domates, ketchup, domates sosu, domates suyu, fındık, fıstık, balık, kahve, şeftali, mango, kayısı, et, balık, tavuk potasyum yönünden zengin olduğundan alınmayacaktır. Potasyum'un yetersizliği böbrek yetmezliğinde bir etken olmasına karşılık, böbrek yetmezliği başladığında potasyum'ca zengin gıdaların önerilmemesinin nedeni alınan potasyum'un kalsiyum ve fosfor kaybını hızlandırmasındandır. Böbrek yetmezliğinde zaten önemli bir kalsiyum, fosfor ve magnezyum açığı vardır. Potasyum alınarak bu açıklar daha da artar ki bu durum, kemik ve kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkmasında önemli bir risktir. -
27 March 2014 Thursday 13:43:41
Selam arkadaşlar. İçinizde muz diyeti yapan var mı bilmiyorum ama bugün ben muz diyetine başladım. Muzun kilo aldıran bir yiyecek-meyve olduğu yönünde yaygın ve yanlış bir inanış vardır. Muz diyeti yapanlar ile konuşursanız muz diyetiyle zayıflama ve kilo vermenin ne denli mümkün olabileceğini görürsünüz. Muz diyeti yorumları özellikle kadınlar kulübü gibi yerli forumlar ile yabancı diyet kardeşliği türü sitelerde hep olumlu yönde. Bizler de sizler için hızlı kilo verdiren muz diyeti nasıl yapılır ve uygulanır paylaşalım dedik. Malumunuz önümüz yaz ve şimdi herkesin tam da kilo vermek için kolları sıvadığı bir sezondayız. Bu süre zarfında vereceğiniz birkaç kilo hem sağlığınız açısından gerçekten çok önemli hem de fit ve zayıf görünmek için kilo vermek istiyorum diyenlere yardımcı oluyor. Muz diyetinin değişik versiyonları da var. süt muz diyeti, japon muz diyeti, süt ve muz diyeti gibi. Bunların belki uygulanışları bir miktar farklı olabilir ama hepsinin ana diyet besini muz ve bu yolla zayıflatıyor. Örneğin bizim tarifini vereceğimiz diyet 3 günlük muz diyetidir. Japonların da muz diyeti 5 günlük veya 1 haftalık diyet listeleri şeklinde olabiliyor. Bu 7 günde zayıflama diyetine 5 muz 5 bardak süt diyeti diyeti de deniyor. Ayrıca lahana çorbası diyeti, dukan diyeti veya karatay diyeti, elma diyeti de muzu temel diyet yiyeceklerinden bir tanesi olarak kullanıyor.
Muz kalori değeri ne kadar?
Muzun kalorisi aslında öyle sandığımız gibi kesinlikle yüksek değil. Bir adet orta boy muzda 100 kalorilik bir enerji mevcut. Yani ıssız bir adada sadece muz ağacı olan bir ortamda yaşamak zorunda kalsak günlük 20 adet orta boy muz yememiz lazım ki vücudun ihtiyacı olan enerjiyi buradan sağlayabilelim. Üstüne üstlük muz negatif kalori etkili bir yiyecektir. Yani muzda bulunan lifler muzun sindirimini güçleştirir ve sindirim sisteminin normalden daha fazla enerji harcamasına neden olur. Tabi biz muz diyetinde tek tip bir beslenme yöntemi uygulamayacağız ama muzun hazmı çalıştırıcı, metabolizmayı hızlandırıcı ve tok tutucu faydaları da bizlerin zayıflama sürecinde kesinlikle çok yardımcı olacak.Diyeti 3, 5 veya yedi gün, ihtiyacınıza göre uzatabilirsiniz. 7 günlük zayıflama diyeti sonunda ortalama 4-5 kilo veriliyor. -
27 March 2014 Thursday 12:49:20
KALORİYİ DÜŞÜRMEYİN
Hipoglisemi; obezite ve tip 2 diyabet oranındaki artışa paralel olarak yükseliyor. Genellikle tip 2 diyabetin erken dönemi olsa da, sadece bu nedenlerden dolayı ortaya çıkmıyor. Yoğun çalışma temposu ve aşırı stres nedeniyle yeteri miktarda kalori veya karbonhidrat alınamadığında veya ağır egzersiz durumlarında kan şekeri belirli bir düzeye erişemediğinde de hipoglisemi görülebiliyor.
1. HATA: Sık beslenmek yerine, vücudu aç bırakmak, öğün atlamak
Zamanında yenilmesi gereken öğünün atlanması, geciktirilmesi veya ara öğünlerin atlanması kan şekeri düşüklüğüne sebep olarak halsizlik, baş ağrısı, titreme, terleme, çarpıntı ve konsantrasyon güçlüğü gibi yakınmalara sebep olabiliyor.
DOĞRUSU - Öğünleriniz arasında en fazla 3 saat olsun: Açlık ataklarını kontrol altına almanız gerekiyor. Bunun için açlık hissine göre değil, saate göre beslenin. Uyandıktan itibaren belli aralıklarla 3 ana öğün, 3 de ara öğün yapın ve öğünler arasının en fazla 3 saat olmasına dikkat edin. Öğle ve akşam yemeğinizin arası uzunsa, bir ara öğün daha ekleyin. Böylece insülin hormonu düzgün bir şekilde salınır ve kan şekerinin sabit düzeyde kalmasını sağlar.
2. HATA: Şekerleme ve fastfood tipi beslenme
Çikolata, pasta ve fast food tipi besinlerden uzak durun. Çünkü bu besinlerde bulunan basit şeker ile yağ, kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselip daha sonra bir anda düşmesine sebep oluyor.
DOĞRUSU - Basit şeker yerine kompleks şekerli besinleri tüketin: Basit şekerler kolay sindiriliyor, hızla kana karışıyorlar. İnsülin hormonunu salımını arttırarak hızla kan şekerini düşürüyorlar. Bunun aksine kompleks şekerlerin sindirimleri uzun sürdüğü için kan şekerini hızla yükseltmiyor, kandaki şeker düzeyinin sabit kalmasına yardımcı oluyorlar. Kızartma yerine ızgara, haşlama, fırında hazırlanan yiyecekleri tüketin. Basit şeker (çikolata, şeker, jelibon) yerine kompleks şeker içeren tam tahıllı ekmek, bulgur pilavı, kepekli makarna, meyve, bakliyat ve proteinli ürünleri (süt, peynir, yoğurt, ayran) tercih edin.
3. HATA: Çok düşük kalorili şok diyetler uygulamak
Çok düşük kalorili diyet planları baş ağrısı, baş dönmesi ve açlık ataklarına sebep olabiliyor. "Açlığı açlıkla terbiye etmeyin". Hipoglisemide amaç hipogliseminin nedenini belirleyip tedavi etmek olmalı. Bu yapılmadan başlanılan bilinçsiz diyetler yalnızca baş ağrısı ve yorgunluk yapmakla kalmıyor, aynı zamanda panik atak nöbetlerine de yol açabiliyor.
DOĞRUSU - Düşük kalorili diyetler asla uygulanmayın: Diyet kişiye özeldir. Bu nedenle enerji, protein, yağ ve karbonhidrat dengesi ihtiyacınıza göre düzenlenip beslenme planı ona göre bir uzman tarafından oluşturulmalı
4. HATA: Aç karnına egzersiz yapmak
Egzersiz kan şekeri kontrolünde fayda sağlıyor. Ancak aç karnına yapıldığında göz kararması ve baş dönmesi oluşabiliyor.
DOĞRUSU - Egzersiz öncesinde sağlıklı atıştırın: Egzersize gitmeden 45-60 dakika önce mutlaka kepekli ekmek, peynir, meyve veya süt, diyet bisküvi, 10 fındık gibi dengeli bir öğün yapın.
5. HATA: Alkol ve kafein miktarına dikkat etmemek
Alkol, kan şekerini önce yükseltip sonra düşürdüğü için tüketiminden mümkün olduğunca kaçının. Kafein glikoz dengesini yeniden kazanmak için yardım etmesinin dışında bu durumun kötüleşmesine de zaman zaman neden olabiliyor.
DOĞRUSU - Sınırlı miktarda tüketin: Alkolü aç karnına değil, dengeli bir öğünle tercih edin. Kahve, çay ve çikolatalı içeceklerden de kaçının veya bunları sınırlı sayıda tüketin. -
05 March 2014 Wednesday 20:46:11
Evet günlük kalori ihtiyacınızdan az kalori alırsanız, spor yapmasanızda aradaki fark kadar kilo verirsiniz. Lakiiiiinnnn eğer spor yaparsanız;
1- Metabolizmanız hızlanır. Daha kolay yağ yakarsınız.
2- Vücudunuz sporsuz bir vücuda göre daha sıkı ve fit gözükür. (size bakanlar vayyy derler)
3- Enerjik olursunuz. Yorulmazsınız.
4- Daha genç gözükür ve daha geç yaşlanırsınız.
5- Haslalıklara ve sakatlanmalara karşı daha dirençli olursunuz. ........vs. :))) -
05 March 2014 Wednesday 19:15:24
tartılmak konusunda zorlanıyorum evde tartı yok ve dısardada tartılabılecegım tanıdık bı yer felanda yok.istedigim kiloya ulasınca sporu kesıp sadece günlük kalori ihtiyacımın bıraz altında beslenmeyı düsünüyom kilo alırmıyım dıyede korkuyom
-
05 March 2014 Wednesday 19:10:52
Arkadaşlar bişey ögrenmek istiyorum günlük kalori ihtiyacımız 1800 kalori mesela günde 1500 kalori alsam ve hic spor yapmasam kilo almazmıyım yani spor yapmadıgımız zaman sanki kilo alıyorum dıye korkuyorum.arkadaşlardan spor yapmadıgı halde kalori ihtiyacının altında beslenip kilo veren varmı
-
13 February 2014 Thursday 21:27:14
Bir şeyler değişmiş profilimde, 2,5 kilo vermiş görünüyorken an itibariyle 1,8 kilo diyor... Ne oldu ki? Günlük kalori ihtiyacını düşürmüş...
-
22 January 2014 Wednesday 15:31:17
arkadaşlar şimdi okuduğum yazıdan bir bölüm sizinle faydalı olacağını düşündüğüm için paylaşmak istedim.
AkĢam yemeğinizi doğru seçin.
…
Akşam yemeğinde bu besinleri tüketmek kilo aldırabilir. Çünkü içlerindeki karbonhidrat sebebiyle
kan şekerini yükseltip insülini ortaya çıkarırlar. Bazıları çok az insülin oluşumuna sebep olsa da
(baklagiller gibi) akşam saatinde yenmeleri kilo vermek isteyenler için uygun değildir.
Akşam kanda hiç insülin olmamalıdır.
Akşam yemeğinde karbonhidrat tüketilmezse insülin ortaya çıkmaz. Bu durumda vücut yemekteki
enerjiyi yağa çeviremez.
Oysa akşam yemeği karbonhidrat içerirse, insülin bunu bir an önce kullanıp ortadan kaldırmak ister.
Çünkü vücudun uykuya hazır olacağı saatlere az kalmıştır. Biyolojik saate göre vücudun uyku saati
23:00’dır. İdeali bu saatten 5 saat önce yemek yeme işinin bitirilmesidir. Bu da akşam yemeğinin saat
18:00’de yenmesi anlamına gelir.
Pratikte 23:00’da uyumak ya da akşam 18:00’da yemek yemek çok mümkün olmaz. Ama en azından
akşam yemeğinde karbonhidrat almayarak insüline iş çıkarmayabiliriz.
Baklagil, tohum gibi iyi karbonhidratlar yerine, basit şekerli gıdalar tükettiğimiz için uzun yıllar
içinde asitlenerek insülin duyarsızlığı noktasına ulaştık. Bu nedenle az miktarda iyi karbonhidrat bile,
çok miktarda insülin salınmasına sebep olabilir. Bu tehlikeden korunmak için iyi karbonhidratların da
akşam yemeğinde yenmemesini öneririm.
Özetle, bel bölgesini inceltmek isteyen birinin yapacağı ilk şey erken saatte karbonhidratsız akşam
yemeğidir.
Ben haftada bir gün hiç akşam yemeği yemiyorum. Amerikalılar buna Dinner Cancelling diyorlar,
akşam yemeği iptali. Bu yeni bir anti-aging uygulamasıdır. Günlük kalori kısıtlaması, üzerinde en
çok araştırma yapılmış ve yararlılığı kanıtlanmış anti-aging uygulamasıdır.
En kolay ve hızlı kilo verme yolu akşam yemeğinin iptalidir. Akşam yemeğine 40-45 yaşımızdan
sonra ihtiyacımız yoktur.
Akşamları hiç karbonhidrat alınmazsa ve haftada bir gece de akşam yemeği atlanırsa bel bölgesi çok
hızlı olarak incelir. Gündüz çok yemek yeseniz bile beliniz ince kalır.
İnsülin akşam ortaya çıkmazsa vücut kendini uykuda tamir eder. Cildimiz de tüm diğer sistemlerimiz
gibi gece tamir edilir. İnsülin kandan atılmadan tamir başlamaz. Şeker kandan atılmadan insülin de
yok olmaz.
Akşam en ufak parça karbonhidratlı, şekerli besin yediğinizde gece uykuda yaşlanırsınız.
Akşam yemeğini insülini hareketlendirmeyecek şekilde ayarlarsanız uykuda gençleşirsiniz.
Zaman tünelinde geri gidebilmek için akşam yemeği hiç karbonhidrat içermemelidir.