Aylık Kalori Etkinliği

Son bir ay içinde yeterli kalori etkinliği olmadığından grafik gösterilemiyor. Bahsedilen grafik, kalori günlüğü tutma başlangıcının 2. gününden itibaren aktif olur. Son bir ay içindeki alınan kalori ve yakılan kalori değişimi ile bazal metabolizma seviyesini gösterir.
manuja

manuja

Şampiyonluk Kupası
Kalori Günlüğü Tarihleri
01 Mart 2017 Çarşamba tarihine ait kalori kaydı yok...

Toplam
0 kcal

Toplam
0 kcal

Fotoğraf Albümü

Albümde hiç fotoğraf yok...

Ben başardım, siz de yapabilirsiniz!...

manuja

Benim durumum 169 kilo olmam itibari ile diğer üyelerden biraz daha farklıydı. Çocukluğumdan itibaren geçirdiğim bir ameliyat sonrası verilen hormon iğnelerinden ötürü kilo almış ve liseye başlayana kadar kilo vermek adına hiçbir şey yapmamıştım. Ortaokulu bitirip Anadolu Liseleri Sınavı'na girdiğimde tam 96 kiloydum. O dönemde Anadolu Liseleri Sınavı bittikten hemen sonra babamın eve yürüyerek dönme teklifi o yaz her akşam 2 saat sahilde yürümeyi de yanında getirmişti ve babamla her akşam sahile gidip yürümeye başlamıştık. İlk gün bu 2 saat içerisinde benim isteksizliğim ve hamlığım sebebi ile yaklaşık sadece ve sadece 3km (Kartal Ahmet Şimşek Koleji – Dokuz Palmiyeler Sitesi gidiş-dönüş) yürüyebilmiştik. Her geçen gün babamın ısrarı ve kendi fizyolojimde hissettiğim olumlu etkilerle birlikte bu mesafe artmıştı. Tempomuz çok artmış artık her yürümeye çıkışımızın 1 saatini koşarak geçirmeye başlamıştık. Sadece bununla da yetinmiyordum, eve geldikten sonra duş almadan hemen önce bir yarım saat de karın bölgemdeki erimeyi hızlandırmak adına Body-Shaper adı verilen üzerine yatıp mekik çekilen bir aletle çalışıyordum. İlk bir ay neredeyse hiç kilo verememiştim fakat ilk ay bittikten hemen sonra kilom inanılmaz bir şekilde düşmeye başlamış ve yazın sonunda 72 kilo olarak Köy Hizmetleri Anadolu lisesine başlamıştım. Okul başladıktan sonra haliyle sahil yürüyüşleri unutulmak zorunda kalmıştı.

Çocukluk ve okul dönemlerimde hiç özgüven problemim olmamıştı. Üstüne bu kadar kilo verme başarısı gösterince de egom haliyle kabarmış, her şeyi ben bilirim havasında kilo almaya başlamıştım ama açıkçası o dönem umursamıyordum. Nasıl olsa bir kere vermiştim tekrar verebilirim diyordum. Hazırlık sınıfı bittiğinde umursamazlığıma rağmen 83 kilolardaydım. Yazın tatile gittiğimizden spor da yapamamış, lise 1. sınıfta da kabarmış egomun katkısıyla kilo almaya devam etmiştim. O yıl bittiğinde artık tartı 3 haneli sayıları göstermeye başlamış, 2. spor dönemimin başında 105 kiloya kadar çıkmıştı ve gene bir iddiayı kaybederek sabah yürüyüşlerine başlamıştık babamla. Yönümüzü de Maltepe istikametine doğru değil Pendik istikametine çevirmiştik. Önceki dönemden de gelen tecrübemle psikolojik olarak daha hazırlıklı bir şekilde o yazın sonunda da 76 kiloya kadar düşmüştüm. Sabah ve akşam yürümek arasında bir fark var mıydı diye soracak olursanız; sabah yürümek insana daha zor gelebiliyor. Akşam yürüyüşlerinde, eve geldikten ve duşunuzu aldıktan hemen sonra yemek yeme isteğiniz azalıyor ve farkında olmadan daha az gıda ile doyabiliyorsunuz. Sabah ise spordan sonra çok sağlam bir kahvaltı yapabiliyor gün boyunca açlığınızı yatıştırmış oluyorsunuz (Keşke bunu o dönemde fark edebilseydim)... Zaten önemli olan da bence aldığınız sonuç. İkisinden de sonuç almış biri olarak hangisi sizi daha az baskı altında hissettiriyorsa o vakitlerde yürümenizi tavsiye ederim.

Bu 2. Kilo verme dönemimin ardından diyet yapma çabası içerisinde olmadan büyük miktarlarda kilo verdiğim için o döneme kadar gittiğim diyetisyenlerin söyledikleri diyet ile ilgili okuduklarım hepsi ama hepsi artık birer yalandı benim için. Yemek yememeye hiç odaklanmamış sadece sporla vermiştim kiloyu (Sporun yemek yemem üzerinde ki otokontrolünden habersizdim). Tabi ki her geçen yıl kilo almaya devam ettim... Liseyi bitirip üniversiteye girdikten sonra toplu taşıma ile tanışınca (Oturduğumda yanımdaki insanları rahatsız ettiğim duygusu, ayaktayken çektiğim ağrılar...) artık eski özgüvenim de kalmamıştı. Geçmişteki kilo vermelerim başarıdan çok birer başarısızlıktı artık. Çünkü kilo vermeyi başardım diye düşünmeyip; "Kilo verdim de ne oldu? Fazlasıyla geri aldım" diyordum. Çevreme yansıtmıyordum tabi ki hissettiklerimi. Başkalarından önce kendimle dalga geçiyordum. (Arabanın önüne oturduğumda kilolu olmanın avantajları gibi. Giymek istediğim şeyleri giyemediğim halde üstümdekilerin pahalı olmasından ötürü mecburen kalite olduğuyla ilgili şakalar yapmak gibi). Üstümdeki baskı her geçen gün arttığından üniversitenin 2. yılında kurdeşen olarak (Vücudumda isilik gibi izler ortaya çıktı ve her sabah yüzüm inanılmaz halde şişiyordu. Her gün acile gidip kortizon serumu bağlatıyordum.) Bir eğitim yılımı da heba etmiştim. Ertesi yıl oturduğum yerde kilo vermeye başladım. Bir gecede neredeyse bir damacana suyu tek başıma içmeme, inanılmaz miktarlarda yemek yememe rağmen yine de kilo veriyordum. O dönem tartılmayı bırakmıştım (Aslında tartı en fazla 136 kilo tartıyor ben çıkınca error veriyordu). Fakat en az 150 kilo olduğumu söyleyebilirim. Derken, bir anda 128 kilolara düşmüştüm. Bir yandan kilo verdiğim için seviniyor diğer yandan da bir sıkıntım olduğunu içten içe biliyordum. Doktora gidip kan tahlillerini aldıktan sonra şeker hastası olduğumu ve kilo verme sebebimin de bu olduğunu öğrendim. Tahlil sonuçları şekerimin 386 olduğunu söylüyordu ve kilo kaybımın kas kütlesinden olduğu gerçeği bile kilo verdiğim sevincinin ötesine geçememişti...

Hayatım boyunca her şeye pozitif yaklaşmaya çalışmış ve genelde güler yüzlü olmuşumdur. Tüm bunları, eğitim süremin uzamasını dahi kafama takmamışımdır. Her zaman gülecek bir şeyler bulmuşumdur. Her zaman şaka yapmaya ve gülmeye yer ayırmışımdır. Merak ettiğim şeyleri hep araştırmış ve bilgi sahibi olmuşumdur. Kilolu olmaktan utandığım yerler haricinde gocunmamışımdır (En azından bu döneme kadar gocunmadığımı zannediyordum. Oysa ki bilinç altımda nelerin olduğunu şimdi görebiliyorum). Ne mutlu ki kardeşimin bir arkadaşındaki (Sinan) değişikliği kendi gözlerimle gördükten sonra diyetle de çok başarılı şekilde kilo verilebildiğini gördüm ve diyet yapmak ile ilgili farkında olmadan kendimi hazırlamaya başladım. Zaten teorik olarak hemen hemen her şeyi okumuştum ama pratikte buna şahit olmak bambaşka bir şey. Kendime yemek yerken "Bu ekmek olmadan insan nasıl doyar arkadaş" diye sorduğumu daha dün gibi hatırlıyorum. Pozitif yapıma rağmen kendime farkında olmadan söylediğim yalanlar şu an bana çok ironik geliyor.

2013'ün Aralık ayının başında karabuğday ile ilgili bir yazı okuduktan sonra kesin olarak diyet yapmaya karar vermiştim. Anneme de bahsetmiş, karabuğdayı temin edebilirsek diyet yapmaya başlayacağımı söylemiştim. Ne yazık ki ne aktarlarda ne başka yerde bulamamıştık fakat aramaya devam ediyorduk. Bu dönemde kilo verme hırsım tam olarak olgunlaşmıştı ve 6 Mart 2014 Perşembe akşamı markette yine karabuğday bulamadıktan sonra aldığım müsliler ile halen devam etmekte olan diyetime başladım. O gün tam 169 kiloydum... O akşam yulaf yediğimi halen çok net hatırlıyor tadının nasıl geldiğini bir anda hissettiğim kuşkuyu anımsıyorum. Fakat her tartıya çıkışımda 169 sayısından uzaklaştığım her rakam yemek isteyip te yemediğim her şeyden daha çok doyuruyor beni.

Ne mutlu ki diyetime pratik olarak başladıktan 4 gün sonra siteyle tanıştım ve kafamda ki tek soru işaretim olan diyet listemi nasıl düzenleyeceğim sorusunun cevabını da bulmuş oldum. Siteyi bulduğumda her gün yaklaşık 300 kalori tükettiğimi ve bir miktar fazlada yesem kilo kaybımın değişmeyeceğini gördüm. Aynı zamanda 165 kilo (İlk 3 gün yaklaşık 5 kilo ama sağlıksız olduğunu kabul etmek gerekir) olduğum ve siteye en fazla 150 kilo girilebildiği görmem beni daha da motive etti. Kalori takibini doğru yapabilmek adına boyumu kısa girdim. Şeker hastalığım sebebi ile 20 günden sonra şekerim düşmeye başladı ve ben 500 kalori olarak sınırladığım diyetimi 1000 kaloriye çekmek zorunda kaldım. Hatta bu da yeterli olmadı ve artık insülin yapmayı bıraktım ve evde ki şeker ölçümlerim normal çıkmaya başladı. Diyeti doğru yapabilmek adına bir mutfak tartısı ve yağ oranını hesaplayan bir baskül bu süreçte en çok ihtiyaç duyduğum yoldaşlarım. Tartıya çıkarken herhangi bir beklentiye girmiyorum sadece yağ oranımın yükselmemesini umarak tartıya çıkıyorum. Sitede yazan kilo kaybımın beklentimi yükseltmemesi adına mesela 146 kiloyken sitedeki kilomu 145 olarak güncelliyordum. Sonradan fark ettim ki o gün tartıya çıktığımda sitede yazandan çok kilo vermişsem daha da çok motive oluyorum. Aşırı kilom sebebi ile diyete başladığım dönemde spor yapmam yasaktı. Ümit ediyorum ki bu sefer kilo verdikten sonra korumayı başarabilirim... Unutmayın Kendinizi kandırmayın, siz de en az bir başkası kadar kısıtlamalar olmadan yaşama hakkına sahipsiniz. Umarım hepiniz yaptığınız diyetlerden sonuç alır ve sağlıklı bir yaşam sürersiniz.

Profil Yorumları